Kör Olmayan Adam Aranıyor

Yayınlanma : 17 Ekim 2026 10:48

Kör Olmayan Adam Aranıyor 

"Vizyondan vazgeçtik, kör olmayan adam arıyoruz

Menfaatin ahlakı yoktur.

Servet ve statüye dayalı farklılık, kötü bir idarenin üzücü tezahürleridir.

Hiç olmazsa haksız olduğu zaman zengine “hayır” diyebilen, haklı olduğu zaman fakire “evet” diyebilen bir idare görmek istiyorum çok mu?"

Yukarıdaki sözler bana ait değil.

Bu sözler, AP Adalet Partisi'nde DEMİREL'e karşı aday olabilen, Türkiye'yi yıllarca mükemmel şekilde birçok uluslararası kuruluşlarda temsil eden, eski Bakan, Senatör, Bitlis Mv. Rahmetli Kamran İNAN'a ait.

Kamran İNAN ' ı 1998 lerde TBMM ' de tanıma fırsatım oldu. Son derece titiz, temizlikte uç noktada, en ufak bir laubaliliği bile asla affetmeyen bir mizacı vardı.

Birgün, TBMM kulisinde bir grup Milletvekili ile otururken, içecek ikram eden Meclis personeline karşı

‘’baksana,bir şeker daha getir !" diyen milletvekiline ‘’Sayın.. Galiba içinde bulunduğumuz yapının sıradan bir kıraathane, bizi de masada dörtlüyü bekleyen toprak ağası, bu hizmeti yapan beyefendiyi de Afrika kölesi sanmıyorsunuz. Burası 3 bin yıllık mazisi olan bir devletin merkezi,

bizler O devleti, temsile layık görülen insanlarız. Bu çatı altında görevli herkese nezaket, saygı ile hitamda bulunmamız gerekir.

Demişti.

Yine bir akrabası anlatıyor Kamran İnan'ı;

Birgün, Babam yanına gidiyor, kendisinden bir dilekçe yazmasını istiyor. Babama kalemini ver diyor. Babam kalemim yok diyor. Babam masanız kalem dolu diyor.

 

Merhum, Babama "o kalemler devletin kalemi ve sen benim akrabamsın. Ben devletin kalemini akrabam için, kendi özelim için kullanmam" der, Babamı kalem almaya gönderir, sonra dilekçeyi yazar.

Hassasiyete bakar mısınız? Devletin kalemine dahi el sürmeyecek kadar itina. 

Yazmış olduğu birçok kitabı var Kamran İnan'ın.

Siyaset Yılları

Dış Politika,

Türkiye Gerçeği,

Hayır Diyebilen Türkiye, 

Cenevre Yılları, 

Devlet İdaresi,

Senatör,

Olaylar ve Düşünceler.

Özellikle Siyaset Yılları ve Hayır Diyebilen Türkiye 'yi mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Mekanı cennet olsun.

---

Anlamlı sözler değerini asla yitirmezler. Söz sahibi unutulsa da, ağırlığı hatırlandıkça, yaşandıkça daha da fazlalaşabiliyor.

Menfaat, çıkar, yarar, fayda, kâr gibi manalar ihtiva eder. Menfaati bir tüccar yaparsa, haklı kâr&menfaat elde eder. Stokçu yaparsa haksız kazanç olur. Aynı dağda otlayan iki koyunun biri çobanın, biri ağanın diye sadece ağılda ayrılır. Kasapta kilosu farklı olmaz. Olursa menfaat olur.

Devlet menfaati ile kaim bir yapıdır. Hiçbir fert devleti menfaat kapısı yapamaz. Bu hak sadece devletindir. Tabii ki adil olmak kaydı ile.

Devleti kör eden vizyon eksikliği, menfaat düşkünü, servet ve statü üstünlüğü ile adil olmaktan uzak olanların kollarında yürümesidir.

Bu bazen toplu bir hareket ile de olabilir. Bazen de bölgesel. Bölgeseller de bir an gelir zaten kitlesel hale gelirler. Bu otoritenin zaafiyetine adaletin sekteye uğramasına bir darbe olur.

Bugün el yordamı ile aramaya çalıştıklarımızı, yarın mikroskopla arasak bulamayabiliriz.

Bugün kerhen, fiilen, bakmadan, bilmeden, kör halde alkış tuttuklarımız, yarın ben yapmadım, siz yaptırdınız , ben gelmedim, siz ittiniz, ben gelmedim, siz çektiniz dediğinde kimsenin söyleyecek sözü kalamaz.

Şaşı bakarak eğriyi doğru yapma alışkanlığı çok tehlikeli bir virüstür.

Kör taklidi yaparak kendimizi kandırabiliriz.

Sağır numarası, havai fişek patlaması ile son bulabilir !

''Asıl menfaat; yük altında ve hizmet esnasında sadık sağlam kalabilmektir. Yoksa,çay sohbetlerinde, edebiyat kürsülerinde kahramanlık satmak kolaydır'' derdi Rahmetli Erbakan Hacamız...

Hulasa...

Yine O'nun muhteşem bir sözü ile bitireyim;

Ne olursunuz, bir kere de benim ne demek istediğimi İsrail'den önce siz anlayın.

Aydınlık Yarınlara El Ele Deme Vakti.

Niyet Hayr, Akibet Hayrola.

(NOT ; Bu yazı, 12 Mart 2023 tarihinde X platformunda paylaşmış olduğum tweettir. Yaşamakta olduğumuz günleri çok net biçimde özetlediği için yeniden hatırlama gereği duydum.)