HABERB24 OLARAK İZMİR BAROSUNU TEL'İN EDİYORUZ
İzmir Barosunu Anayasa Ve Yasaları Okumaya Davet Ediyoruz.
"Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes, kamu kurum ve kuruluşlarında görevlilerin Dini vecibelerini yerine getirmelerine imkan sağlayan " CUMA NAMAZI" vaktinde 'İDARİ İZİNLİ' sayılması ile ilgili kanun, 2016 yılında yürürlüğe girmiştir.
Bu kanunda hakimler hariç diye bir madde bulunmamaktadır.
2016 yılında, hem de 2016 yılının BİRİNCİ genelgesi olarak yayımlanan Cuma Namazı Genelgesini, laikliğe kurban etmeye kalkmak kimsenin haddi ve hakkı değildir.
İzmir Barosu şu talihsiz ve akılalmaz açıklamayı yapmıştır;
"Menderes Adliyesinde görülen bir duruşmada, bir hakimin 'Cuma Namazı' gerekçesiyle ara verdiği ve durumu gerekçesiyle duruşma tutanağına da geçirdiği öğrenilmiştir.
Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu yazılıdır ve anayasanın üstünlüğü ilkesi gereğince yargı mensupları da bu ilkelere uygun davranmakla yükümlüdür.
Laiklik ilkesi gereğince, yargılama faaliyetleri dinsel ihtiyaçlara göre düzenlenemez. Ceza mahkemelerinde uygulanacak usul, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açıkça düzenlenmiş olup laiklik ilkesine aykırı şekilde duruşmaya ara veren mahkeme hakimi suç işlemiştir.
Yüzyıllardır verilen mücadele ve ödenen bedellerle kazanılan laikliğe aykırı şekilde duruşmaya ara verilmesi kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine aykırı olan bu uygulamayı reddediyor, İzmir Barosu olarak cumhuriyetin temel ilkelerine her koşulda sahip çıkacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz."
İzmir Barosunun Laikliği bahane ederek, Türkiye Cumhuriyeti Anaya'sısının 24 ncü maddesinde açıkça beyan edilen " Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." İlkesi, 2016/1 numaralı Genelge ortada apaçık bir şekilde dururken, laikliği bahane ederek, bir kişinin "inancından" dolayı üzerine yüklenen vecibeleri kimsenin baskısına maruz kalamaz denilmesine rağmen, "laikliğe aykırı" denilerek açıklama yapılması, akıllarda soru işaretlerinin yeniden oluşmasına sebep olmuştur.
Her fırsatta laikliğin dinsizlik demek olmadığını savunanların, doğrudan doğruya bir Hakim'in ibadet özgürlüğüne ipotek koymaya kalkmaları ile ortadan kalktığı anlamına geldiğini savundular. Bununla da yetinmeyip, Sayın Hakim'i suç işlemekle yaftaladılar.
Ancak kanunlarda açıkça belirtildiği üzere, Kanuni hakkını kullanan bir kamu görevlisini "AÇIKÇA" hedef haline getirme suçunu işlediklerini kimsenin görmezden gelmemesi gerekir. Bugün anılan Hakim malesef İzmir Barosu tarafından yapılan bu açıklama ile hedef olmuştur. Açıkça itibar suikastine maruz kalmıştır.
İzmir Barosunun, Menderes İlçe Adliyesinde görevli bir Hakimi, hedefe koyması, laikliği bahane ederek, kendisine Anayasanın vermiş olduğu özgürlüğü dahi kullanmasına pranga vurulmaya çalışıldığı görülmektedir.
İzmir Barosunun yaptığı açıklamada kullandığı;
"Yüzyıllardır verilen mücadele ve ödenen bedeller" diyerek, neyi kastettiği, bu bedellerin neler olduğunu sorgulamak durumu hasıl olmaktadır.
Aslında bu ifadeler, laik - sekülerist kesimlerin, laikliği alabildiğince kullanarak, insanların ibadet yapmalarına dahi ne kadar da basit bir şekilde engelleyebileceklerinin de bir göstergesidir. Bu ifadeler meselenin ne kadar da vahim bir şekilde ilerlediğini gözler önüne sermiştir.
Ortada "HİÇBİR şekilde, Anayasının ikinci maddesine atfedilecek bir durum söz konusu değil iken, İzmir Barosunun kelimeleri evirerek, bir Dini Vecibenin ifası hususunu, sözümona "yargılama faaliyetleri dinsel ihtiyaçlara göre düzenlenemez" şekline çevirmesi, kelimenin tam anlamı ile hedef saptırmadan başka bir şey değildir.
Anayasa ve yasalara sonuna kadar bağlı, yasaların kendisine verdiği bir hakkı kullanan Hakim'e karşı İzmir Barosunun açıklamasını kınıyoruz.
Biz HABERB24 olarak, İnancına ve Devletine bağlı, kendini Müslüman olarak tanımlayan herkesin ve her kesimin, Kıymetli Hakimimize karşı yapılan bu bağnaz, gerici saldırıyı kınamaya, Sayın Hakime sahip çıkmaya davet ediyoruz.

