ᙅüɾüğü Ꮶᥲρᥲt, ᙁҽ⳽Ꙇɩ Ꮶᥙɾtᥲɾ

Bu memlekette ne zaman bir densizlik bayrak açsa altından hep aynı rutubetlerde dolaşan hamam böceği kokusu yayılır. Şehrin ortasında karikatürle iman kaşırlar, Saraçhane’de “şerefsiz Tayyip” diye çığlık atarlar, arada bir vekil müsveddesi çıkar, yangını istismar eder. Aynı illetin farklı kapakları.

Gezi’de çadırda mercimek kaynatan kafanın torunlarıdır bunlar. Kalemiyle Peygamber’e sataşır, Twitter 'de Madımak diye koku salar, sokakta küfür eder. Ahlâksızlıktan cesaret devşirir, küfrü marifet sayar. Yaz geldikçe bunların karikatür iştahı kabarır, sokak sokak “mağdur” rüyası görürler. Kışın sindikleri delikten, ilk fırsatta yine sokak başına tünemeye bayılırlar.

Bakma sen “özgürlük” nârâlarına. Bunların özgürlüğü, milletin imanına taş atınca başlar. Bir karikatürle, bir benzetmeyle. Dün Leman rezaleti, bugün Saraçhane şovu, yarın başka bir maskara tiyatro. Arada Muharrem geri döner, Kılıçdaroğlu “ben buradayım” der, hepsi aynı merdivenin paslı basamağıdır.

Sözde aydın, özde arka bahçe. “Şerefsiz” diye Erdoğan’a söverken ciğerden nefes alıyor, sanıyor ki millet alkışlayacak. Yiyorlar mı? Eskiden belki. Şimdi millet bakıyor: Kim neyi kiminle gaşukluyor. Neyin altından hangi karanlık fikir avuçlanıyor. Bunların zihin fantezisi bitmez, çalı dibi bitmez,İncir ağacı altı  medyası bitmez.

Ama şurası kesin: Bu milletin kurtuluşu Leman’ın kepenklerini indirip yerine Kadir Mısıroğlu’nun kitaphanesi, medresesi, mektebiyle yeni nesli tekrar yoğurmaktır.

Çünkü bu çalı dibi edepsizliği, bu sokak ağzı şımarıklığı, bu küfür pazarlığı başka türlü durmaz.

Mercimeği fırına verip dilber dudağı  “mizah” diyorlar ya, aslında kendi akıllarına küfürdür o karikatür. Çünkü akıl yok, izan yok, edep yok. Şehrin göbeğinde iman tokatlamaktan başka hüneri yok. Kendi aralarında mabat çatallarını kaşıklar gibi, milletin evladına dil uzatırlar. Sonra “ifade özgürlüğü” diye kendilerini pazarlarlar .

Bunlara tek çare var: Okul değil, medrese. Tabelası Kadir Mısıroğlu. Dersi iman. Kitabı tarih. Yoksa bu çalı dibi çocukları, her yaz başka küfür, başka karikatür, başka slogan dener. Ürür de ürer. Nesil değişir, kafa değişmez.

Ve unutma: Bu millet sandıkta affetmez. Ama önce okur. Okumazsa bunlar yine sokak başında hanım göbeği avuçlar gibi milletin inancını avuçlar. Küfürle beslenir, fitneyle doyar.

Ne diyeyim…
Bir gün Leman kapandığında, o kepengi kapatan el; bu milletin sabrıdır. O gün gelecek. Medrese açılacak, bunların çürük mizahı kül olup gidecek.

Ve o zaman ne sokakta şerefsiz narası kalacak ne karikatürle alay eden bir paçavra.

Hepsi çalı dibi gibi kuruyacak. Türkiye'nin Gargat dalları... 
 *Araştırmacı 
Safa Akdağ*