Muharrem İnce…
Siyasetin sahnesinde sadece figüran değil, kendi bindiği dalı kesip sonra da elinde kopan dal parçasıyla sahaya geri dönmeye çalışan adam.
“CHP çürümüş, içi klik dolu” dedi, “Saray’ın kuklası” dedi, “FETÖ’nün avukatlarını meclise soktular” diye bağırdı.
Kendi partisinin kurultaylarını tiyatroya, yönetimini oyunbazlığa çevirdi.
Kendi adayı bile onu sahiplenmedi.
Ama şimdi, her şeyi unuturcasına, yeniden kapı çalıyor.
Yıllarca partiyi ateşe veren adam, şimdi de “Birlik beraberlik” naraları atıyor.
Bu mudur samimiyet?
Bu mudur siyasi duruş?
Hayır.
Bu tam anlamıyla sözde siyasi söylemdir..
İnce, CHP’yi önce yıkmaya çalıştı, sonra da yerden kalkamadı.
Şimdi koltuk derdinde, yarın hangi maskeyi takacağı meçhul.
Siyaset tecrübe ister, duruş ister,
Ama İnce’nin tecrübesi laf sokmak, duruşu ise rüzgara göre poz verip sonrada aynı rüzgara karsı kusmak olmuş.
“Beni harcadılar” diye ağlayan adam, şimdi elini uzatıyor aynı koltuklara.
Bu, çıkar politikasıdır.
Bu, siyasetin ahlakını ayaklar altına almaktır.
Ve ne acıdır ki, bu ülkenin insanları artık böyle oyunları görüyor, biliyor, unutmaz.
Tabi CHP şeçmeni hariç.
Gel bakalım Muharrem, bu defa tükürdüğünü yalamak mı istiyorsun?
Yoksa gerçekten değişim ve dürüstlükle mi yola çıkacaksın?
Ama unutma, bu millet kolay kandırılmaz.
Çünkü siyaset lafla değil, yaptığınla ölçülür.
Sen ise bugüne kadar sözünden çok sapanlardan oldun.
Öyleyse gel, karşımıza çıkar, doğruları söyle.
Ama önce geçmişinle yüzleş.
Çünkü tükürdüğünü yalamak kolay değil,
Ve o tükürük hiçbir zaman tamamen silinmez.
Tekrar Hoş geldin evine ince ince Muharrem...

