MUHALEFET SADECE İKTİDARA DEĞİL,KENDİNE DE MUHALİF !

Hadi anlat bana Özgür…

Hangi dile beddua ettin de bu kürsü senin sırtına yapıştı?

Bir gün “gelin gibi süslenmiş” yalanları,

Ertesi gün “hesap soracağız” naraları…

Ama nereye?

Kime?

Kasada ne kaldıysa millete mi soracaksın yoksa?

Seçim stratejileri, politik ayrışma, genç seçmenler… bunların hesabını kim verecek?

 

Otobüs tepesi gördük, pankart gördük,

Bağıra bağıra devrim diye diye,

Kulağımıza darbe fısıldamayı da gördük.

Ama bu millet kör değil, sağır hiç değil.

Otobüs tepesinde bir türkü tutturmuşsun , kasada sessizce kaybolan parayla bu millet tartacak seni.

Sosyal medya ve politika dedikleri, dijital dönüşüm masalı,Güvensizlik iklimi, toplumsal adalet diye diye halkın aklıyla oynamak kolay algıcı şirin seni.

 

Mansur…

Güya Ankara’nın efendisi, kuliste titreyen Mahsur gariban.

“Açığa almayın beni…”

Gerekirse istifa ederim ! Dedi.

Almasan ne olur?

Millet yol yapmadığını da bilir, yanına kimleri kattığını da.

Bu milletin terazisi var vicdanıyla tartan,

Süslü süslü konuşan adamı da, sessizce kasa karıştıranı da tartar.

İktidar eleştirisi yaparım derken muhalefet başarısızlığına tuz basar.

Toplumsal tepkiler birikir, kritik hatalar asla affedilemez.

 

Gelelim hou hua houva Ekrem’e!

 

İmamoğlu…

İstanbul’u omzuna aldı,

Dolaştı dolaştı, inşaat tabelasına sardı.

Her köşe beton, her köşe şahsi afişleriyle dolu.

Bir gece afiş, sabahına imar planı.

Halkın oturacak gölgesi bile kalmadı yok, senin aklında harita var.

Bu şehir senin boy posterin değil, bu milletin helal rızkıdır.

İttifak problemleriyle, seçim stratejileriyle, sözüm ona ekonomi reformlarınla övünmek yetmez.

 

Adana?

Kebap dumanıyla ihale dumanı Adana'ya gidek gidek türküsünü bile küstürdün.

Koklayarak bulamazsın, dosya maide'nin günlüğü ne dönmüş zaten .

 

Adıyaman… hele o Adıyaman yazık !

Düz tara yar düz tara yar zülüfün düz tara diye diye Küçücük memlekette belediye koridoru resmen kasaya dönmüş. O para kimden çıkıyor?

Sır değil kardeşim senin benim cebimden. Depremzedelerin ahı var. Unutma mazur bel. Başkanı

Siyasi ittifaklar değişir, göçmen politikaları unutulmaz. Sen nerede duruyorsun mevzu orada.

 

Antalya...

Denizi paralı, belediye odası Tuzlu.

Turist dalgası gelir geçer, para dalgası orada kalır. Sahilde şemsiye açan vatandaş faturasını bilir, Ama o otel katlarının, arazi devirlerinin kimde durduğunu bilmez. Sandık geldiğinde öğrenir. Uluslararası ilişkiler masasında iki imza, halkın sofrasında bir lokma yoksa, kimse inanmaz. Antalya Antalya olalı böyle rant görmedi !

 

Büyükçekmece, Beylikdüzü…

Gece park, sabah apartman.

Bu milleti enayi belleyen, gece plan yapar, sabah “halkçıyız” diye diye slogan atar. Halk parkta nefes arar, sen dosyada m2. İyi, devam et… millet seni Dilber dudağından öpecek. Bu milletin sabrı nefes gibidir, dolar taşar. O zaman o bankın yerine diktiğin kuleyi de o sandıkta senin gözlerinin içine bakarcasına mühür vurur ve yıkar.

Politik eleştiriler her kürsüde var, icraat yoksa kimse seni ciddiye almaz .

 

Şimdi gelelim zurnanın zort dediği Özgür’e !

 

Bay Özgür 

Sokağa çağırmak kolay,

Yürek ister dedikleri hikaye.

Asıl yürek bu milletin sofrasında oturmakta. Çay bardağında şeker az, derdi çok. O sofrayı bozanı, cebine göz dikeni, otobüs üstünde nutuk atıp kasa başında susanı unutmaz. İklim politikalarıyla, dijital dönüşümle, toplumsal adaletle milleti aklıyla alay edercesine algı operasyonu yapanlar elbette En büyük hesabı sandıkta öder.

 

Darbecinin ecza dolabısın ya hani,

Hadi yine öyle bitireyim ! Sen kürsüde devrim masalı okursun ya , bu millet sana cevap verince Fatmagül’ün suçu ne modunda mağdur postuna bürünme sakın .Millet o masalın altına fişini takar, Kasada ne kaldıysa sandık günü keser elektriğini. Siyasi yetersizlikler, kritik hatalar, ittifak problemleri, Hepsi sandıkta gömülür gider. Gelin gibi süsleyip ortalığı karıştırmak kolay, Özgür efendi ! Milletin alnını terletmeden boğazını sıkmak kolay, Ama bu milletin aklı var,Senin o parlak tabelana, allı pullu “halk” nutuklarına karnı tok.

Bir sabah gelir, sandık açılır,

Önüne koyar dosyanı O zaman ne Ankara kalır, ne İstanbul, ne Adana, ne ne Antalya nede Adıyaman, hani senin şu çakma devrimin!

 

Hadi, bağırmaya devam.

Bu millet seni dinler, fişini de itina ile çeker .

 

Araştırmacı yazar / Safa Akdağ