Türkiye'yi Mahkum Eden Yazı

Türkiye’yi Mahkûm Eden Yazı, Türkiye’nin Özgürlüğünü Gösteriyor

 

Bu hafta The Economist, İstanbul’un tutuklu Büyükşehir Belediye Başkanı ve muhalefetin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun kaleme aldığı bir yazıyı yayımladı. Yazıda, Türkiye’nin iç siyaseti “otoriterleşme” suçlamasıyla eleştirilmiş; yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, sivil katılım gibi başlıklar üzerinden mevcut hükümet ağır biçimde itham edilmiştir. Kürt meselesi bağlamında yürütülen barış süreci, hükümetin güvenlik merkezli politikalarıyla gölgelenmiş; dış politikada da tutarsızlık ve şahsi hırslarla hareket edildiği ileri sürülmüştür.

 

Yazı ilk bakışta demokrasi, barış ve kurumsal reform adına yazılmış gibi görünse de, satır aralarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin meşruiyetini tartışmaya açan, yargısını sorgulayan, siyasi iktidarı kriminalize eden bir dile sahiptir. İmamoğlu’nun ifade ettikleri kendi siyasi pozisyonundan doğan eleştirilerdir ve siyasetin tabiatı gereği meşrudur. Ancak asıl dikkat çekici olan şudur: Eğer Türkiye gerçekten baskıcı ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülke olsaydı, böylesi bir metin The Economist gibi yüksek tirajlı bir yayında yayımlanamaz, muhalefetin önde gelen isimlerinden biri dünya kamuoyuna böyle doğrudan seslenemezdi.

 

Bu durumun altını çizmek gerekir. Türkiye’de fikir açıklamak suç değildir. Eleştiri hakkı vardır, muhalefet hakkı vardır, siyaset yapma imkânı vardır. Ancak bu özgürlükler, hiçbir aktöre yargı kararlarını yok sayma ya da ülkesini uluslararası alanda haksız biçimde mahkûm etme hakkı tanımaz. Her eleştiri, meşru zemininde değerlidir; fakat eleştiri ile itibarsızlaştırma arasındaki sınır her zaman korunmalıdır.

 

İmamoğlu’nun “tutuklu bir muhalif” olarak The Economist’e yazı göndermesi iki gerçeği aynı anda gösteriyor. Birincisi, Türkiye’de yargı süreci işlerken, kişi hak ve özgürlüklerine dair belirli bir alan hâlâ mevcuttur. İkincisi ise, bu alanın suistimal edilme riski, özellikle dış basında, Türkiye’nin kurumsal itibarına zarar verecek şekilde kullanılmaktadır. Yazının içeriği, hukuki süreçleri etkisiz ve siyasi göstermekle kalmıyor; Türkiye’yi bölgesel krizlerin sorumlusu, demokrasiye tehdit oluşturan bir aktör gibi sunuyor. Bu ise dış güçler nezdinde Türkiye’yi zayıf göstermek isteyen odakların söylemine yakındır.

 

Türkiye Cumhuriyeti, yüz yılı aşan bir demokrasi geleneğine sahip; seçimle iktidar değişiminin mümkün olduğu, siyasi rekabetin dinamik kaldığı, çok partili yapının kökleştiği bir ülkedir. Eksikler, hatalar, tartışmalı kararlar elbette olur. Ancak bu gerçekler, Türkiye’yi “özgürlük yok” diyerek var olan özgürlük alanlarını daha da güçlendirmek için kullanılmalıdır.

 

Demokrasiler sadece sandıktan ibaret değildir ama sandıksız da olmaz. Eleştiri muhalefete de yöneltilmelidir. Bir belediye başkanının görevden alınması ya da hakkında yargı süreci başlatılması, kendi başına “demokrasi katli” anlamına gelmez. Eğer deliller zayıfsa, savunma yeterince yapılır ve kamuoyu ikna edilirse, bu süreçler halkın vicdanında hükmünü kaybeder. Ancak her tutuklamayı siyasi saymak, her kararı baskı olarak nitelendirmek, kamuoyunun sağduyusunu da, hukukun ciddiyetini de aşındırır.

 

Türkiye özgürlükler açısından mükemmel olmayabilir. Ancak içeride yargı süreci devam ederken, dışarıda “demokrasi yok, hukuk çalışmıyor” diyerek uluslararası baskı aramak; hem siyasi hem ahlaki açıdan sorunludur. Bu, hem ülkenin saygınlığına gölge düşürür hem de içerideki demokratik mücadeleyi dış müdahaleye açar. Gerçek özgürlük, eleştirinin sorumluluğunu taşıyabilme olgunluğudur.

 

Türkiye, zor bir coğrafyada, kırılgan dengelerin arasında, hâlâ güçlü bir devlet ve kadim bir millettir. Demokrasisi mücadeleyle büyümüş, halkı özgürlüğün değerini bilerek yaşamıştır. Bu halk, dışarıdan gelen etiketlemelere karşı kendini savunabilecek kadar bilinçli, kendi yöneticisini seçecek kadar iradelidir.

 

Bugün Türkiye’yi eleştirenlerin unutmaması gereken şey şudur: İfade özgürlüğü yok diyebilen bir muhalifin, bunu tüm dünyaya anlatabildiği bir ülke, özgürlükten hâlâ nasibini almış bir ülkedir.