Seksenler

Yayınlanma : 10 Eylül 2026 13:22

Seksenler...

Bir tv dizisinin adı aslında. Ama dizi isminden ziyade bir neslin, bir dönemin adı.

Kimine göre neşenin, dostluğun, komşuluğun, samimiyetin olduğu yıllar. Kimine göre esaretin, yokluğun, yasakların, tozlu yolların, işkencenin, darbelerin, terörün kol gezdiği yıllar...

Ben de seksenlerde yaşamış biri olarak iki tarafa da katılıyorum.

Henüz iyiliğin, merhametin, dostluğun, vefanın, komşuluğun samimiyetin, sevginin, sevdanın, masumiyetin olduğu, makineleşmediğimiz; bedenen yorulduğumuz ama ruhumuzun hep dingin ve huzurlu olduğu yıllardı.

Çok güzel komşuluğun olduğu, kapıların kilitlenmediği, ağabeylerin, ablaların güzel örnek olduğu, acıkınca her kapının çalabilindiği, akşam olunca "hadi eve gelin artık, ezan okunuyor" sesi ile sokaktan zorla çağırılan mutlu çocukların yasadığı yıllardı. Cenazelerde üç gün televizyon açılmaz, yüksek sesle konuşulmaz, sakız çiğnemek bile ayıp sayılırdı.

Düğünlerde, zor işlerde tüm komşular el ele verip, yardımlaşarak yapıldığı için işlerin hiç zor gelmediği, muhabbetlerin, komşu oturmalarının en yoğun yaşandığı yıllardı seksenler.

Bunca güzelliğin yanında, bir o kadar da kötülüğün kol gezdiği yıllardı aynı zamanda. Her gün şehit haberleri, çatışma haberleri yürekleri dağlıyordu. Ve kuyruklar, grevler...

Kardan, yağmurdan sonra günlerce kapanan yollar, akmayan sular, gelmeyen elektrik...

Yokluk, yoksulluk bir de özgürlük einden alınınca hele bir de askerin korku saran egemenliği hayatı daha çekilmez hale getirmişti. Ya getirilen yasaklar... 

Müzik dinlemenin, kitap okumanın bile yasak olduğu yıllar. Ferdi Tayfur yasaktı mesela . Kıbrıs radyosundan gizlice dinlerdik arebesk şarkıları. Sonra kılık kıyafet yasağı... İmam-hatip lisesinde okuyordum ve başörtü ile derse girmek yasaktı... Başörtülü girdiğim için beş gün okuldan uzaklaştırma almıştım. Kur'an eğitimi Kur'an kurslar gizli gizli...

Bazı değerler yasaklaninca daha kıymetli oluyormuş düşüncesi de gelmiyor değil ara sıra aklıma . Şu anda başörtüsüne yapılan zulmü görünce . Örtü bir kimlik olmaktan çıkıp, ahlak, edep bilmeyenlerin başında oyuncak, bir aksesuar olduğunu görünce ...

O yılları özlüyorum yine de.

Komşularla fındık ayıkladığımız ağustos gecelerine, mahallemizin abilerine, güzel ablalarina kapıları yirmi dört saat açık komşularımıza , okul yolumuza, kaset sardığımız teyipli yıllara , arkası yarınlı günlere, masal gibi aşklara, birbirini incitmeyen eşlere, hal hatırsız geçmeyen dostlara dönmek istiyorum bazen.

Varsın yine elde yıkasaydık çamaşırı, çayı makasla toplasaydık , sadece bisküvi olsaydı misafire en güzel ikram. Tozlu yollarda, karda bata çıka yürüseydik okula . Var çeşit çeşit kıyafetimiz, yazlık kışlık ayakkabınmz olmasaydı da o samimiyeti, o sıcaklığı, o candanlığı kaybetmeseydik.

Seksenler sadece mazi değildir. Hiç gelmeyecek güzel bir neslin bitişiydi.

Seksenler iyiliğin ve kötülüğün yan yana kol gezdiği, insanın insan olduğu yıllardı. 

Selam olsun Seksenlerdeki gibi yüreği vefalı, masum, samimi, insan kalanlara... 

Saime FINDIKÇI