GÜNCEL
Yayınlanma : 12 Ekim 2026 23:32

Husiler

Husiler

Husiler kimdir, nasıl bu kadar güçlendiler?

 

Yemen'in başkenti Sana, uzun süredir Husilerin kontrolünde bulunuyor. Son günlerde Suudi Arabistan'daki havalimanlarını hedef alan saldırılar ve buna karşılık düzenlenen askeri operasyonlarla ülkedeki çatışmalar yeniden alevlendi.

Yemen'de uluslararası alanda tanınan Suudi destekli hükümet, İran destekli Husiler üzerindeki askeri baskıyı artırmak istediğini açıkladı.

Öte yandan, Suudi Arabistan ile savunma ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yürüten ülkelerin olası tutumları da bölgesel güvenlik tartışmalarında öne çıkan başlıklardan biri.

Peki Husiler kimdir ve Yemen'de nasıl bu kadar güçlendiler?

Husilerin tarihi

Yemen nüfusunun üçte birini oluşturduğu tahmin edilen, Şiiliğin bir koluna mensup Zeydiler, ülkede Osmanlı'nın Yemen'i yönettiği yıllardan beri aktifler.

Öyle ki Osmanlı Devleti'nin bölgeye girdiği 1500'li yıllardan 1. Dünya Savaşı'na kadar geçen süreçte, kuzeydeki Saada bölgesinde yoğun olarak yaşayan Zeydiler sıklıkla ayaklanmıştı.

Osmanlılar 1918'de bölgeden tamamen çekilmeden yedi yıl önce, 1911'de ilk olarak Saada bölgesindeki Zeydi lideriyle bir anlaşma imzalayarak burayı özerk bölge olarak kabul etmişti.

 

1926'da Saada'da doğan, bölgedeki Zeydilerin güçlü ailelerinden Husilerin bir üyesi olan Bedrettin el Husi, ileride kurulacak olan "Husi Cemaati'nin" ruhani lideri olacaktı.

Husi grubu, İsrail ve ABD karşıtı bir söyleme sahipti. ABD ile yakın ilişkilerinden dolayı Körfez ülkelerini de sıklıkla eleştiriyorlardı. 1979'daki İran İslam Devrimi'nden etkilenen hareket, devrimin liderlerinden Humeyni'nin söylemlerini benimsedi. Grubun İran'la ilk yakınlaşması böyle başladı.

Bu sırada Yemen'in güneyi ve kuzeyinde 1960'lardan beri var olan iki farklı devlet, 1990'da tek bir yönetim altında birleşti. Ancak ordular ortaklaştırılmamıştı. 1994'te ülkede iç savaş çıktı.

Bu iç savaş sırasında Husilerle diğer Zeydi gruplar arasında da sorunlar çıkınca Bedrettin el Husi ve oğlu Hüseyin el Husi, İran'a kaçtı.

İran etkisi

1994'ten bu yana da İran'ın nüfuzunu bölgede yaymakla görevli Devrim Muhafızları'ndan doğrudan destek almaya başladılar. Devrim Muhafızları komutanları Husilerin oluşturduğu Ensarullah adlı silahlı örgüte doğrudan eğitim verirken, bu grubun silahları, askeri gereçleri ve parası da çoğunlukla İran'dan gelmeye başladı.

Bu dönemde Saada başta olmak üzere Husilere yakın Zeydilerin yaşadığı bölgelerde onlarca "eğitim merkezi" kuran İran, buralara gelen öğrencilere "Humeyni öğretisi ve Caferilik" eğitimi verdi.

İran'ın Husilere verdiği askeri eğitim ve silah desteğinin etkisi, ilk kez 2004'te daha net görülür hale geldi.

"Zeydi okullarının resmen açılmasına izin verilmesi, bölgedeki eşitsizliğin sona ermesi ve daha özerk bir yapı" isteğiyle Husiler, Suudi Arabistan sınırında yoğun olarak yaşadıkları dağlık bölgede Yemen hükümetine karşı silahlı ayaklanma başlattı.

 Kaynak,Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,Vekil güçleri kullanma, uzun yıllardır İran'ın ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası2004'te Hüseyin el Husi öldüğünde Ensarullah örgütünün başına geçen ve hâlâ örgütü yöneten kişi kardeşi Abdülmelik el Husi oldu.

Zaman zaman yoğunluğu artan ve Suudi Arabistan'ın Yemen hükümetine verdiği destekle bastırılan bu çatışmalar, 2010 yılına kadar sürdü.

'Arap Baharı' döneminde güç boşluğundan yararlandılar

Bu dönemde Tunus'ta başlayan ve "Arap Baharı" adı verilen ayaklanmalar, Yemen'e de sıçradı.

Husilerin çatıştığı, 1978'den beri Kuzey Yemen'i, 1990'daki birleşmeden beri de ülkeyi yöneten Ali Abdullah Salih yönetimi devrildi.

 Kaynak,Getty Images

Fotoğraf altı yazısı,Ali Abdullah SalihYerine yine Riyad tarafından desteklenen Mansur Hadi geçti.

Oluşan güç boşluğu ve karmaşadan yararlanan Husiler, yıllardan sonra ilk kez Saada'dan başlayarak bazı topraklarda doğrudan hakimiyetlerini ilan ettiler.

Bu süreçte her ne kadar İran, Husilere destek verdiğine yönelik haberleri yalanlasa da, Husiler gittikçe güçlenerek nihayetinde 21 Eylül 2014'te Başkent Sanaa'yı ele geçirdi.

Bu ilerleyişte, ülkede yeniden söz sahibi olmak istediği için taraf değiştiren eski düşmanları Ali Abdullah Salih'le yapılan işbirliğinin de etkisi oldu.

Daha sonra tekrar taraf değiştirip Suudilere katılmaya çalışan Salih, 2017'de öldürüldü.

Başkent'teki hükümet binalarına yerleşen Husilerden bir heyet, bu dönemde İran'a gitti. Husi heyetle İran arasında; uçuşların artması için sivil havacılık anlaşması, Hudeyda Limanı'nın genişletilmesi, ülkedeki enerji hatları, suya erişim gibi alanların genişletilmesi için İran'ın desteğinin sağlanması ile ticaret ve sanayi alanlarında Yemen kadrolarının İranlı uzmanlar tarafından eğitilmesi için anlaşmalar imzalandı.

2015'in başında ev hapsinde olan Cumhurbaşkanı Mansur Hadi ve hükümet, ülkeyi Husilerin kontrolü altındaki başkentte yönetemediklerini açıklayarak istifalarını verdi. Şubat ayında da Husiler meclisi feshettiğini duyurdu.

Hadi, 21 Şubat'ta güneydeki Aden şehrine kaçtığını duyurdu ve ülkeyi oradan yöneteceğini; Husilerin adımının "darbe" sayılacağını; Aden'in geçici başkent olduğunu duyurdu. Bazı ülkeler büyükelçiliklerini Aden'e taşıdı.

2015'ten bu yana süren iç savaşta askeri güçlerini kaybetmediler

Mart 2015'te ise bölgedeki en büyük rakibi İran'ın desteklediği bir grubun güçlenerek sınırlarında hakimiyet kazanmasına karşı Suudi Arabistan, Yemen'de operasyonlara başladı.

Bu esnada kısa süreliğine de olsa Aden'in de kontrolünü ele geçirmiş olan Husileri buradan çıkardı.

Ancak örgüt, Saada'dan başlayarak ülkenin kuzey batısını ve ülkedeki en kritik liman olan Hudeyda Limanı'nı da kapsayan batıdaki sahil kesimini hâlâ kontrol ediyor.

Grubun militan sayısının 2025 yılında 350 bine yükseldiği tahmin ediliyor. Husiler bugün Yemen topraklarının dörtte biri ile üçte biri arasında bir kısmını kontrol etse de, ülke nüfusunun %70 ila 80'inin, yani yaklaşık 30 milyon kişinin yaşadığı bölgelerde hâkimiyet kurmuş durumda.

Eylül 2026'daki saldırılarıyla bu bölgede yeni topraklar da kazandılar.

 Grup, Suudi Arabistan'ın uyguladığı ablukanın sona ermesini, Yemen'in tamamının kontrolünü ele geçirmeyi ve ülkenin petrol ile doğal gaz gelirlerine erişim sağlamayı hedefliyor.

2015'ten bu yana devam eden iç savaşta Birleşmiş Milletler aracılığıyla defalarca ateşkes için masaya oturulsa da hiçbir zaman kalıcı bir uzlaşma sağlanamadı.

Suudi Arabistan ve müteffiklerinin yıllar süren hava saldırıları ve kara çatışmaları, Husileri ele geçirdikleri bölgelerin büyük bölümünden çıkarmaya yetmedi.

Çatışmalar aynı zamanda dünyanın en ağır insani krizlerinden birinin ortaya çıkmasına yol açtı. Taraflar arasında 2022 yılında geçici bir ateşkes sağlandı.

2023'ten sonra Kızıldeniz'de artan saldırılar

Husiler, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyon başlatmasının ardından Kasım 2023'ten sonra Kızıldeniz'de gemileri hedef aldı.

Husiler, Hamas ile dayanışma için "İsrail'e yardım götüren gemileri hedef aldıklarını" söyledi.

Bu saldırılarda hayatını kaybeden mürettebat ve batırılan veya kaçırılan gemiler de oldu.

ABD'nin bölgedeki seyrüsefer güvenliğini korumak için "Refah Muhafızı Operasyonu" başlattı.

ABD öncülüğündeki koalisyon, gemilere yönelik tehditleri denizde savuşturmanın yanı sıra Yemen'deki Husi hedeflerine de zaman zaman hava saldırıları düzenledi.

Fakat Husilerin saldırılarına maruz kalma riskini almak istemeyen pek çok şirket, gemilerini Kızıldeniz'den geçirmek yerine Afrika'nın etrafını dolaşmayı tercih etti.

 Bunun küresel tedarik zincirine beklenmedik etkileri oldu.

ABD ve İsrail'in 2026'da İran'a başlattığı saldırıların ardından Temmuz 2026'da Suudi Arabistan ve Husiler arasındaki geçici ateşkes yerini çatışmalara bırakmaya başladı.

Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine büyük çaplı saldırılar düzenledi.

Kızıldeniz'in girişinde kritik bir öneme sahip Perim adasını ele geçirdi.

Husi milisleri, uluslararası deniz taşımacılığına herhangi bir tehdit oluşturmadıklarını belirttiler ancak Suudi Arabistan'a ait gemileri hedef alacakları yönündeki tehditlerini yineledi.

 Suudi Arabistan İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının ardından petrolünün bir kısmını Doğu-Batı Boru Hattı'yla Kızıldeniz'e taşıyarak oradan gemilerle dünya pazarına ulaştırmaya başlamıştı.

Bu gelişme Suudi Arabistan'ın petrol ihracatını etkileme riski de oluşturdu.

 Husi milisleri ile Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan arasındaki çatışmanın tırmanması, petrol fiyatlarındaki artışa katkıda bulundu.

Kimler para ve silah sağlıyor?

Suudi Arabistan ve Batılı güçler, İran'ın Yemen'deki iç savaş sırasında Birleşmiş Milletler'in silah ambargosunu ihlal ederek Husilere insansız hava araçları ile seyir ve balistik füzeler de dahil olmak üzere silah kaçakçılığı yoluyla cephane sağladığını savunuyor.

 Kaynak,ABD Merkez Komutanlığı

Fotoğraf altı yazısı,ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Husilere gönderildiğini öne sürdüğü İran menşeli silah parçalarını sergilemişti.BM uzmanlarından oluşan bir panel, 2024 yılında yayımladığı değerlendirmede, İran Devrim Muhafızları, Lübnan'daki Hizbullah hareketi ve Iraklı uzmanlardan sağlanan malzeme, destek ve eğitim sayesinde Husilerin güçlü bir askeri örgüte dönüştüğü sonucuna vardı.

İngiltere merkezli Conflict Armament Research (CAR) tarafından Mayıs 2026'da, yayımlanan bir raporda ise Tahran'ın geçmişte Husilere tamamlanmış silahlar gönderdiği ancak artık giderek daha fazla vekil güçlerinin bir araya getirebildiği parçaları sevk ettiği ve aynı zamanda giderek daha gelişmiş füze teknolojilerini paylaştığı belirtildi.

İran, Husilere silah sağladığı iddialarını reddediyor ve gruba yalnızca siyasi destek verdiğini söylüyor.

 

#Haberb24