ANALİZ
Yayınlanma : 21 Eylül 2026 14:47

Dünyanın İsrail, Müslümanların Ümmetleşememe Sorunu

Dünyanın İsrail, Müslümanların Ümmetleşememe Sorunu

DÜNYANIN İSRAİL,
MÜSLÜMANLARIN ÜMMETLEŞEMEME SORUNU
Siyonist İşgal, Mülksüzleştirme ve Gazze Furkan Günleri
İ
slâmî Direniş Hareketi HAMAS’ın 7 Ekim 2023 Cumartesi saba-
hı, güne Şabat sarhoşluğuyla uyanan Siyonistlerin Süpernova 
Festivali’ne, Tel Aviv sokaklarına yaptığı baskınlar Ortadoğu’da, 
Filistin meselesinde çok ciddi sonuçlara yol açacak olayların baş-
langıcını oluşturdu. HAMAS’a bağlı İzzettin Kassam Tugayları’nın 
onlarca paraşütlü mücahidinin göklerde süzüldüğü, yine sayısız 
mücahidin Tel Aviv’de pek çok İsrailliyi rehin aldığı olaylar dünya 
çapında etki uyandırdı. HAMAS, yalnızca rehinelerle yetinmeyerek 
İsrail’in aşılmaz denen “demir kubbe” namlı savunma sistemi-
ni delik deşik eden yüzlerce roket ve füze yollayarak çok ciddi 
zayiatlar verdirdi. Dünya HAMAS’ın bu operasyonlarını şaşkınlıkla 
izlerken, İsrailliler hayatlarının en büyük korkusunu, endişesini 
yaşıyorlardı.
HAMAS’ın operasyonu dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatla-
rından birine sahip İsrail’in büyük zafiyet içinde olduğunu da 
ortaya koyuyordu. Bir tarafta ülkesinin, insanının bağımsızlığı 
ve işgali ortadan kaldırmak için mücadele veren bir hareket öte 
tarafta Amerika Birleşik Devletleri’nin, küresel güçlerin ve Batı’nın 
desteğini alan İsrail’in bulunması, tarihte eşi benzeri pek görül-
meyen yeni bir operasyon, zafiyetlerin, komplo teorilerinin arka 
arkaya gelmesine de neden oldu. Bazıları İsrail’in aşırı özgüveni 
ve güç kirlenmesi nedeniyle “uyuduğunu” söylerken kimileri de 
İsrail’i ve Yahudi kimliğini, gücünü yine kutsallaştıracak derecede 
bunun “MOSSAD’ın bilgisi ve hatta desteği sayesinde” gerçekleştiği 
yorumlarını yaptı. Öyle ki 11 Eylül kavramı hadisenin ilk zaman-
larında çokça kullanıldı. ABD’nin 11 Eylül’ü bahane ederek Afga-
nistan ve Irak’ı işgalini İsrail için de uyarlayanlar, artık İsrail’in 
ABD ile beraber Ortadoğu’yu, haritaları, sınırları değiştirebile-
ceğini iddia etmeye yöneldi. ABD’nin en büyük savaş gemilerini 
Akdeniz’e göndermesi meselenin Filistin’i aşacağını gösteriyordu. 
Tüm hazırlıklara, hava saldırılarında taş üstünde taş bırakılmama-
sına rağmen İsrail o beklenen kara savaşına bir türlü girişemedi, 
HAMAS’ın yine organize şekilde güçlü direniş sergilediği gözlendi.
İsrail Gazze’yi katliamlarla, bombalamalarla Müslümanlardan 
“arındırdıktan sonra” Batı Şeria’yı da aynı şekilde eşi benzeri 
görülmemiş bir soykırıma tabi tutarak bütünüyle Yahudileri yer-
leştireceği daha da netleşti. Avrupa’daki Verdun Savaşı’ndan daha 
ağır bir bombardımanla İsrail tüm uluslararası savaş hukukunu 
çiğneyerek “bebek ve çocuk hastaneleri”ni de bombaladı; hasta-
neleri bile tehdit görüyordu. Dünya El Ahli Hastanesi’ni bomba-
layıp binlere varan Müslüman çocuğu, bebeği öldürdükten sonra 
İsrail’in, Yahudilerin ne olduğunu, amaçlarını, katliamcı yüzlerini 
daha iyi anladı.
Her ne kadar canlı yayınlarla çocukları bombalamaları izlense de 
ne büyük güçlerden ne dünyanın öteki ülkelerinden ve asıl olarak 
da İslam âleminden bireysel, toplumsal tepki ve yardımların 
haricinde herhangi bir siyasi, askerî yardım Filistinlilere, Gazze-
lilere ulaştırılmadı. İslam dünyasının halklar dışında yönetimler 
düzeyinde var olmadığı, İslam ülkelerinin olup bitenleri ancak 
çaresizce izleyebildiği açıkça görüldü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın HAMAS’ı terör örgütü 
değil mücahitler olarak gördüğünü açıklaması dünyada şok 
etkisi yaratırken İslam âleminde büyük bir destekle karşılandı. 
Türkiye’nin arabuluculuk, garantörlük gibi önerileri yankı bulsa 
da sonuç alıcı olmadı. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Türkiye’nin 
güvenliği Gazze’den başlar!”, cümlesi Türkiye’nin meseleyi ciddiye 
alsa bile tesirli adım atamayacağı gerçeğinin göstergesiydi. Sivil 
toplum kuruluşları yardım kampanyaları, boykotlar, gösterilerle 
Gazze’ye desteğini gösteren etkinlikler düzenlemeye devam ediyor.
HAMAS’ın eylemi şüphesiz Filistin için ciddi sonuçlar doğurmaya 
gebeydi. Tamamıyla köşeye sıkıştırılmış, sürekli yeni yerleşimler 
açarak evleri alınmaya, teker teker, az az öldürülmeye devam 
eden Filistinli Müslümanların önünde iki seçenek bulunuyordu 
kuşkusuz. Ya kaynar suda “haşlanan kurbağa” gibi yavaş yavaş öle-
cekler, sürülecekler ya da Allah’ın bahşettiği umudu diri tutan bir 
çıkış hamlesi gerçekleştireceklerdi. HAMAS’ın bu eylemi Filistin 
mücadelesini dünyanın gündemine tekrar getirirken konformizme 
dalan Müslümanların gözden çıkardığı mücadeleyi, azmi yeniden 
diriltti. Filistin meselesi HAMAS’ın Aksa Tufanı eylemiyle yalnız 
Müslümanların değil artık dünyanın gündemine yeniden oturdu. 
Asıl sorunun İslâm âleminin kalbine bir hançer gibi saplanan Siyo-
nist İsrail olduğu bir defa daha aşikâr hâle geldi. HAMAS’ı gözden 
çıkararak, İran’a muhtaç hâle getirmeye çalışan, işbirlikçileri mu-
hatap alan İsrail ve diğer bölge ülkelerine böylece cevap verilirken 
HAMAS’a, Filistin davasına tepeden bakan, kibirli, üsttenci petro-
dolar ülkeleri, İslam İşbirliği Teşkilatı da İsrail’le beraber gereken 
cevabı aldı. Dahası artık İsrail’e dokunulabileceği, yenilebileceği 
fikri ayan beyan ortaya çıktı ve Müslümanlara ümit aşıladı.
İsrail’in serseri mayın gibi önüne gelen her yeri bombalaması, 
Gazze’de uyguladığı bu soykırım Nazileri bile geride bıraktı. “Yerle-
şimci” adı altındaki fanatik Yahudilerin durmaksızın Filistinlileri 
evlerinden etmeyi sürdürmesi HAMAS’ın mücadelesinin haklı-
lığını daha çok gösterdi. Filistinli Müslümanların elektriğinin, 
suyunun kesilmesi bir tarafa sosyal medyada bununla dalga geçen 
videolar paylaşan, ağzını musluğa dayayıp zulmü, katliamı destek-
leyen Yahudiler Netenyahu ile aynı yerde durmaktadırlar. Gazze 
saldırıları, hastane katliamları Batı’nın evrenselliğinin, liberal de-
ğerlerinin iflasının da ilanıydı. Avrupa’nın pek çok yerinde Filistin 
lehine gösteri yapılmasını yasaklayan demokrat Avrupa’nın, insan 
hakları, özgürlükler, fikir hürriyeti, can güvenliği gibi tüm insani 
değerlerinin birer imajdan ibaret olduğu kanıtlandı. Uluslararası 
hukukun bütünüyle Yahudilerin ve İsrail’in güvenliğinin hukuku 
niteliği taşıdığı böylece gözlendi. Meseleyi siyaset içinde değer-
lendirme çağrısında bulunan sol liberal aydınlara karşılık dinler 
çatışmasının, Yahudi intikamcılığının bu aşamada güçlendiği 
kanaatleri de yükseldi. Zizek, Butler gibi felsefeciler ne Hamas ne 
İsrail denklemi kurarken Balibar biraz daha meseleyi dinci terör 
üzerinden Hamas’ın, dini mücadelenin kısıtlanmasına getirdi. Su-
riyelileri ve tüm sığınmacıları düşman gören, linç çağrıları yapan 
Türkiye’deki ulusalcılar, İsrail taraftarlığını açık açık beyan etti. 
Meseleyi İslam düşmanlığına da taşıyan bu yeni ulusalcılara ob-
jektif gazeteci kılığındakiler de eklendi. Meğer ne kadar çok İsrail 
beslemesi varmış, dedirten Aksa Tufanı, Türkiye’nin bu hakikat 
üzerinde meseleyi tartışması gerektiğini de ispatladı.
Aksa Tufanı ibretlerle dolu bir hadise olarak Müslümanlara büyük 
bir tecrübeyi yaşattı, yaşatmaya devam ediyor. Filistin mücade-
lesini yürütenlerin kendi içinde bölündükleri bir gerçek. Birlik 
beraberlik olmadan etkili ve topyekûn savaşım yürütmenin imkânı 
yok. Bu vesileyle hem Filistin’deki Müslümanların hem de ümme-
tin birlik zamanının geldiği gerçeğiyle bir kez daha karşılaşıyoruz.
Dünyada tek tek Müslümanlar var. Müslüman cemaatler var. 
Müslüman devletler var ama maalesef bir “ümmet” dahası “ümmet 
bilinci” yok. Eğer bir İslam dünyası olsaydı velev ki ümmet bilinci-
ne, yekpare ümmet varlığına sahip olsaydık, değil İsrail dünyanın 
tümü, Avrupa, dünya sistemi, küresel burjuva, Siyonistler adına 
ne derseniz deyin kâfirler bir milletin değil bir tek Müslümanın 
burnunu dahi kanatmaya cesaret edemezdi.
Gazze’de şehit olanların bize bu gerçeği hatırlatmasını umut edi-
yoruz. Yahudiler Kur’ân-ı Kerim’deki kıssaların hemen tamamının 
ana aktörü. Hayatları düzen bozmak, bozgunculuk üzerine kuru-
lu… Bu gerçeği değiştiremeyiz. Fakat bugün dünyayı tefecilikle, 
faizle, emperyalizmle kana, gözyaşına boğan kapitalist dünya sis-
teminin arka çıktığı bu terör devletini, tümden bu düzeni ortadan 
kaldırabiliriz. Dünyanın İsrail sorununu ümmetleşerek çözebiliriz. 
Bunun için konformizmi atıp bu hakikatin şuuruna varıp harekete 
geçmemiz, ayağa kalkmamız yeter.
Sorunlarımızın çözümü ümmetleşmekte!

 

(Bu yazı www.umrandergisi.com.tr den iktibas edilmiştir. )

#Haberb24