Hamas nedir?
Tam adı Harakat al-Muqawama al-İslamiya, yani İslami Direniş Örgütü olan Hamas, Filistin parlamentosunda çoğunluğu elinde tutan paramiliter örgüt ve Sünni İslamcı siyasi parti olarak tanımlanıyor.

Hamas ne zaman kuruldu?
Bugün, hem bir silahlı örgüt hem de devleti idare eden hükümet organizasyonu olarak varlığını sürdüren yapı 1987 yılında, Birinci İntifada döneminde kuruldu. Birinci İntifada, Filistinlilerin 1987 yılında başlayan İsrail işgaline direnişi olarak tanımlanıyor.
Hamas kurucuları kimler?

Ahmed Yasin1987 yılında kurulan Haması, Şeyh Ahmed Yasin, Abdülaziz el Rantisi ve Muhammed Taha isimli kişiler tarafından kuruldu. Hareketin kurucusu olan üçlü, ilk olarak Mısır’da ortaya çıkan ve Arap dünyasının büyük bölümüne yayılan İhvan-ı Müslimin "Müslüman Kardeşler" in Filistin’deki önemli temsilcileri arasındaydı. Yani Hamas ilk olarak Müslüman Kardeşlerin Filistin kanadı olarak kuruldu.
Kurulduğu ilk günden itibaren İsrail’e yönelik silahlı ve bombalı eylemleri ile adından söz ettiren hareket, Filistin’deki sosyal yaşamda da aktif bir rol üstlendi
Böylece Filistin halkının desteğini ve sempatisini kazandı. İsrail’e yönelik çok sayıdaki Hamas saldırısı ve silahlı eylemleri Filistin direnişindeki önemli sembollerden biri haline getirdi. Bununla birlikte hedef aynı zamanda Filistin topraklarındaki siyasi otoritesini güçlendirmeyi hedefliyordu.
Filistin toprakları yalnızca Hamas İsrail çatışmasına değil, Hamas-Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi (El Fetih) arasındaki çatışmalara da sahne oldu
Filistin Kurtuluş Örgütünü de kapsayan ve 1950’li yılların sonunda kurulan Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi, ülkedeki en etkili siyasi yapı olarak iktidarı elinde bulunduruyordu. Ancak Hamas ile Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi arasındaki mücadele yalnızca siyasi arena ile sınırlı kalmadı.
Filistin’ in hem siyasi hem de askeri kontrolü için mücadele eden iki örgüt arasındaki silahlı çatışmaların ardından, Gazze’nin kontrolü 2007 yılında Hamas’ın eline geçti. Böylece Hamas Filistin’de hem siyasi hem askeri bakımdan en etkili organizasyon haline geldi.
Dünden bugüne HAMAS
İslami Direniş Hareketi"nin (HAMAS) 7 Ekim 2023 tarihinde siyonist işgal rejiminin sistematik katliam, işgal ve zulümlerine karşı başlattığı Aksa Tufanı operasyonu devam ediyor. HAMAS ve İslami Cihat mücahitlerine karşı sahada büyük bir hezimet yaşayan işgal çetesi, Gazze"deki sivil yerleşim alanlarını bombalayarak vahşi katliamlara imza atıyor.

İşgalci rejiminin sözüm ona müstahkem duvarlarını ve istihbarat ağını aşan Filistin direnişi, tarihte eşine az rastlanır bir cesaret ve eylem yeteneğiyle kısa sürede işgal altındaki birçok bölgeyi ele geçirdi. Operasyon sırasında işgal çetesine mensup aralarında üst düzey komutanların da yer aldığı çok sayıda siyonisti etkisiz hale getiren mücahitler, çok sayıda düşman askerini de esir aldı.
HAMAS, dünyanın en büyük açık cezaevini andıran Gazze"deki imkânsızlıklar içerisinde imkân meydana getirerek ürettiği silahlar ile işgal rejimine karşı amansız bir mücadele veriyor. HAMAS"ın destansı direnişi ve kararlılığı, “Kudüs"ün özgürlüğü” için Filistin halkı şahsında tüm Müslümanlara umut aşılarken işgalci siyonist ve evanjelik cepheyi adım adım yenilgiye götürüyor.
Aksa Tufanı harekâtıyla dünya gündemine bir kez daha oturan HAMAS; iman, sabır ve mücadele azmiyle sofistike silahlara sahip siyonistleri ve başını ABD"nin çektiği İslam düşmanı cephenin uykularını kaçırıyor.
Toprakları gasp edilmiş ve yurtlarından sürülerek mülteci kamplarına mahkum edilmiş mazlum Filistin halkının bağrından çıkan HAMAS, İntifada ruhuyla büyümeye devam ediyor. Şeyh Ahmet Yasin, Abdulaziz Rantisi, Salah Şehade ve Yahya Ayyaş gibi öncü liderlerini şehit veren HAMAS"ın fikri altyapısı, teşkilat yapısı ve askeri yapılanmasının sağlamlığı tüm saldırı ve baskılara rağmen Hareketi ayakta tutuyor.
Filistin topraklarında 30 yılı aşkın bir süredir mücadele eden HAMAS"ın şehadet, zindan, sürgün, sabır ve direnişle yoğrulmuş tarihi, Kudüs"ün özgürlüğünün yakın olduğunu müjdeliyor.
İslami Direniş Hareketi (HAMAS)

Arapçası Haraka El Mukavama El İslamiye olan İslami Direniş Hareketi (HAMAS), 1987 yılında Şeyh Ahmed Yasin ve arkadaşları tarafından Müslüman Kardeşler Hareketinin Filistin topraklarındaki kolu olarak kuruldu.
Hasan El Benna döneminden itibaren Filistin"de etkili olan Müslüman Kardeşler Hareketi, 1940"lı yıllardan itibaren bu bölgede faaliyetlerde bulunuyordu. Müslüman Kardeşler mensupları, 1948 yılında bazı Arap devletleri ile siyonist rejim arasında yapılan savaşlara katılmış işgal çetesine karşı savaşmışlardı.
Mısır diktatörü Abdunnasır"ın da desteğiyle Filistin"de 1960"lı yıllardan itibaren Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ulusal-sol söylemlerle etkili olmaya çalışmıştır. FKÖ"nün Filistin davasını İslam Ümmetinin davası olmaktan çıkarıp Arap milliyetçiliği ve Sosyalist bir çizgiye indirgemesi beraberinde tavizleri ve başarısızlığı getirmiştir.
Bu dönemde Şeyh Ahmet Yasin liderliğindeki Müslüman Kardeşler kadrosu, özellikle mülteci kamplarında İslami bilinç oluşturmak amacıyla eğitim çalışmalarına ve yardım faaliyetlerine ağırlık vermişlerdir. Bu amaçla el-Mücamma"l-İslâmî (İslam Merkezi) adlı kurumu açmış, yurt içi ve yurt dışından gelen yardımları organize ederek muhtaç durumdaki Filistin halkına ulaştırmıştır.

Ahmet Yasin ve arkadaşlarının başta Gazze olmak üzere Filistin"in diğer kentlerindeki çalışmaları kısa sürede etkili olmuş, özellikle gençler arasında İslami bilinç artmıştır.
1967, 1973 savaşlarının ardından 1978 yılında ABD aracılığıyla Mısır ve işgal rejimi arasında yapılan Camp Davit anlaşması ile verilen tavizler, Filistin halkında FKÖ"ye ve diktatör Arap rejimlerine karşı güvensizliğe neden olmuştur.
İşgal güçlerinin zulüm furyasını Filistin toprakları dışına taşırarak Lübnan"ı işgali ardından yaşanan Sabra- Şatilla katliamları, Filistin davasıyla ilgili yeni arayışları beraberinde getirmiştir. Özellikle FKÖ Sabra-Şatilla katliamları sırasında mültecileri yalnız bırakmakla, onları koruyamamakla itham edilmiştir.
1980"li yılların başından itibaren ulusalcı-sol yerine İslami kesim etkili olmaya başlamış, başta Lübnan direnişi olmak üzere Fethi Şikaki"nin liderliğindeki İslami Cihat Hareketi, siyonist rejime karşı mücadele sahasına inmişlerdir.
1980"li yıllardan itibaren Filistin davasında İslami kesimin etkinliğinin artmasıyla işgal rejiminin İslami yapılara karşı baskısı artmış bu bağlamda 1984 yılında Şeyh Ahmet Yasin alıkonulmuştur. Terör rejimi tarafından 13 yıl hapse mahkum edilen Şeyh Yasin, 1985 yılında terör rejimi ile Filistinli direniş grupları arasında yapılan esir mübadelesi sonucu serbest bırakılmıştır.
Birinci İntifada ve HAMAS"ın Kuruluşu
Şeyh Ahmet Yasin"in serbest bırakılmasından sonra İhvan Hareketi, siyonist işgal rejimine karşı Filistin bağlamında yeni yöntem ve stratejiler üzerinde çalışmıştır.

7 Aralık 1987 tarihinde Filistinli işçileri taşıyan araca bir siyonistin kamyonetiyle çarpıp 4 Filistinlinin hayatını kaybetmesine neden olması üzerine olaylar çıkmıştır. Kısa sürede Filistin"in tüm kentlerine yayılan protestolar ile Filistin tarihine Birinci İntifada olarak geçen süreç başlatmıştır. Yıllarca devam eden Birinci İntifada eylemlerine yediden yetmişe tüm Filistin halkı katılmış tarihte benzeri görülmemiş toplumsal bir mücadele örneği sergilenmiştir.
Filistin halkının işgal zulmüne topyekun bir mücadele içerisine girdiği günlerde HAMAS, Şeyh Ahmet Yasin, Abdulaziz el Rantisi ve Mahmut Zahar gibi liderlerin gayretleri ile Gazze"de kurulmuştur. HAMAS"ın kuruluş tarihi net olarak bilinmezken Hareketin Birinci İntifada"nın başlangıcı günlerinde kurulduğu kabul edilmektedir.
Birinci İntifada sırasında HAMAS kısa bir süre içerisinde sokaklardaki inisiyatifi ele geçirmiş, eylemleri yıllara yayılacak şekilde örgütlemiştir. Ağır silahlı siyonist orduya karşı sapan taşlı çocukların, kadınların ve ihtiyarların direnişi, Müslüm-Gayri Müslüm tüm dünya halkları tarafından sempatiyle karşılanmıştır.
HAMAS"ın kuruluş manifestosu: Misak
İntifada hareketleri devam ederken 18 Ağustos 1988 tarihinde HAMAS, kuruluş felsefesini, amaç ve yöntemini deklare eden “Misak” adını verdiği manifestosunu yayınladı. Beş bölüm ve 36 maddeden oluşan Misak"ta HAMAS Hareketinin meşruiyetini Kur"an ve Sünnetten aldığına vurgu yapıldı.
Misak"ın giriş kısmında düşman olarak nitelendirilen işgal çetesine karşı ihlas ve samimiyet sahibi tüm Müslümanlardan destek istenmiştir.
Misak"ta İslami Direniş Hareketinin İhvan-ı Müslümin Hareketinin Filistin kanadını teşkil ettiğine vurgu yapılır. Hasan El Benna"nın Hareketi üzerine inşa ettiği “Gayemiz Allah, Önderimiz Resulullah, anayasamız Kur"an, yolumuz cihat, Allah yolunda ölmek en büyük arzumuzdur.” şeklindeki prensiplere Misak"ta yer verilmiştir.
Mekke ve Medine"den sonra Müslümanlar için Kudüs"ün üçüncü kutsal mekan olduğu vurgulanan Misak"ta, HAMAS"ın amacının “Filistin"i işgalden kurtarmak ve burada bir İslam devleti kurmak” olduğu belirtilmiştir.
Misak"ta Filistin, hiç kimsenin malı olmayacak bir vakıf olarak değerlendirilirken vatan kavramına, İslamî esaslar doğrultusunda bir anlam yüklemektedir. İşgal durumunda cihadın kadın erkek demeden herkese farz olduğunun beyan edildiği Misak"ta, Filistin sorununun ancak cihad ile çözüleceği ifade edilmektedir. Cihad ile beraber fikri mücadelenin gerekliliğini dikkat çekilen Misak"ta; İslamî eğitime, Müslüman kadının yetişmesine, İslamî sanat ve kültürün oluşmasına yönelik faaliyetlerin önemine vurgu yapılmaktadır.

Şeyh Ahmet Yasin tutuklanması
1987 yılında başlayan intifada hareketi ilerleyen yıllarda çoğunlukla HAMAS"ın kontrolüne geçti. Bu nedenle işgal rejimi HAMAS"a yönelik baskılarını artırdı. 18 Mayıs 1989"da Şeyh Ahmed Yasin ve 250 HAMAS mensubu işgal rejimi tarafından alıkonuldu. İşgal rejimi Ahmet Yasin"i iki siyonist askerin öldürülmesinden sorumlu tutarak 15 yıl hapis cezasına mahkum etti.
Ahmet Yasin, işgal zindanlarındayken HAMAS Hareketini Doktor Abdulaziz el-Rantisi yönetti. 1997 yılına kadar işgal zindanlarına kalan Yasin, HAMAS liderlerinden Halid Meşal"e karşı Ürdün"de suikast girişimi sırasında yakalanan 2 iki siyonist ajana karşılık serbest bırakıldı.
İzzeddin el Kassam Tugaylarının kuruluşu
HAMAS, her ne kadar İhvan-ı Müslimin hareketinin bir kanadı olarak kendini tanıtsa da askeri mücadele anlamında İzzeddin el Kassam"ı öncü ve yol gösterici olarak görür. İzzeddin el Kassam ferasetiyle gelecekte Filistin"i bekleyen tehlikeyi görmüş, İngiliz işgaline ve henüz örgüt düzeyindeki siyonist çetelere karşı savaşmıştır. HAMAS hareketinin derin bir saygı duyduğu İzzeddin el Kassam, 1935 yılında işgalci İngilizlerle girmiş olduğu bir çatışma sonucu şehit olmuştur.
Filistin"de intifada ateşinin siyonistleri dünyada rezil rüsva ettiği 1991 yılının sonlarında El Kassam Tugayları kuruldu. HAMAS"ın askeri kanadını teşkil eden Kassam Tugayları, Şeyh Ahmed Yasin"in yakın yol arkadaşı Salah Şehade öncülüğünde kuruldu. (Salah Şehade, 22 Temmuz 2022"de terör rejiminin evine düzenlediği hava saldırısında 14 kişi ile birlikte şehit oldu.)
Kassam Tugayları ile Filistin direnişi daha organize ve profesyonel eylemler gerçekleştirmeye başladı. 25 Şubat 1994 tarihinde Halil İbrahim Camii'nde Müslümanlar namaz kılarken bir siyonist tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 29 Filistinli şehit oldu. Camii katliamından sonra Kassam Tugaylarının siyonistlere karşı şehadet operasyonlarının sayısı arttı.

Bir ihanet antlaşması: Oslo
Siyonist rejim ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında 20 Ağustos 1993 tarihinde varılan anlaşma, 13 Eylül 1993 tarihinde halka açık bir tören ile imzalandı. Anlaşma Yaser Arafat ve sözde israil başbakanı İzak Rabin tarafından imzalandı.
Antlaşma ile Filistin Özerk Yönetimi kurulacak, işgal rejimi Batı Şeria ve Gazze"nin bazı bölgelerinden çekilecekti. Anlaşma, bağımsız bir Filistin yerine siyonistlerin kontrolünde bir özerk yönetimi öngörüyordu. Ayrıca yapılan anlaşmalar ile FKÖ, terör rejimini devlet olarak tanırken işgal rejimi de FKÖ"yü Filistin halkının temsilcisi olarak görüyordu. Anlaşmayla FKÖ, 1948 yılından itibaren işgal edilmiş Filistin topraklarının yüzde 60"ının terör rejimine ait olduğunu kabul ediyordu.
Bu anlaşma başta HAMAS olmak üzere direniş grupları ve Filistin halkı tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Öyle ki HAMAS bundan sonraki mücadelelerinin hem terör rejimine hem de FKÖ"ye karşı olacağını açıkladı. Siyonistlerin tüm katliam ve işgallerine karşı böyle bir anlaşmanın imzalanması, Filistin halkı nezdinde “ihanet” olarak görüldü. HAMAS"ın anlaşmaya karşı sert tutumu, Filistin halkının özellikle de gençlerin HAMAS"a gönül bağlamasına vesile oldu.
Anlaşma, fanatik arzı mev"ud hayali taşıyan siyonistler tarafından da olumlu karşılanmadı. Bu nedenle anlaşmayı imzalayan siyonist sözde başbakan İzak Rabin 1995 yılında bir yahudi tarafından uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.
Yahya Ayyaş"ın Şehadeti
İzzeddin el Kassam Tugaylarının önemli bir komutanı olan Yahya Ayyaş, aynı zamanda elektrik mühendisiydi. Direniş için hazırladığı bombalar ile tanınıyordu. Hareket içinde sevilen ve saygı duyulan bir komutan olan Yahya Ayyaş, 1996 tarihinde Gazze"nin kuzeyinde düzenlen bir suikast sonucu şehit oldu.
Yahya Ayyaş"ın şehadeti üzerine intikam yeminleri eden Kassam Tugayları tarafından 4 şehadet operasyonu yapıldı. Operasyonlar neticesinde 78 işgalci öldürüldü.
İkinci İntifada
Oslo süreci ile başlayan FKÖ ile siyonistler arasındaki görüşmelerden olumlu neticeler alınmazken Filistinlilerin aleyhine gelişmeler devam ediyordu. israil Likud Partisi Genel Başkanı Ariel Şaron, kalabalık bir grupla el-Aksa Camii"ne girince 2. İntifada başladı. Beyrut Kasabı Ariel Şaron"un bu provakatif saldırısına Filistin halkı intifada ile cevap verdi. Şiddetin dozunu artıran işgal rejimine karşı Filistinli İslami direniş grupları şehadet operasyonları ile cevap verdi.
2001"de seçimi kazanan Şaron, Filistinlilere karşı katliamlara girişti. Özellikle Batı Şeria"nın Cenin bölgesi işgalci rejim tarafından dümdüz edilerek yüzlerce sivilin vahşice katledilmesine sahne oldu.
2004 yılında FKÖ lideri Yaser Arafat"ın ölümünden sonra yerine Mahmut Abbas geçti. Bu dönemde de HAMAS öncülüğünde devam eden İntifadanın önünü kesmek için işgalci rejim suikastlara devam etti.

Şeyh Ahmet Yasin şehit edildi
Hayatını tekerlekli sandalyeye bağlı olarak devam ettiren Şeyh Ahmed Yasin, 22 Mart 2004 tarihinde siyonist işgal çetesinin düzenlediği saldırı sonucu şehit edildi. Sabah namazından dönerken işgal helikopteri tarafından atılan füzenin isabet etmesi sonucu Şeyh Ahmet Yasin, 2 korumasıyla birlikte şehit oldu.
Ahmet Yasin"in şehadetinden sonra HAMAS liderliğine seçilen Profesör Doktor Abdulaziz el Rantisi de 17 Nisan 2004 tarihinde aracına düzenlenen füzeli saldırı sonucu şehit edildi. Suikastlar ile Filistin halkını sindirmeye çalışan işgal rejimine karşı halkın tepkisi HAMAS"ı daha çok sahiplenmek oldu.
Rantisi"nin şehadetinden sonra HAMAS Siyasi Büro başkanlığına Halid Meşal seçildi.
2006 Seçimleri
2006"da Filistin"de yapılan seçimde HAMAS oyların yüzde 60"ını alarak Filistin mücadelesinin bayrağını devralmış oldu. Uluslararası güçler ve işgal rejimi sonuçları kabullenmeyince el-Fetih hükümete katılmayı reddetti. Bunun üzerine İsmail Heniye başkanlığında Filistin hükümeti kuruldu. ABD ve siyonist rejim, HAMAS hükümetini yok sayarak Abbas"la görüşmeye devam etti. Gazze"de HAMAS"ı bitirmeyi hedefleyen Mahmud Abbas, uluslararası kamuoyu ve Arap liderlerin desteğini alarak Gazze"de HAMAS"a saldırdı. Çıkan çatışmalar yüzlerce Filistinlinin şehadetiyle sonuçlanırken Gazze tamamen FKÖ ve el-Fetih"in elinden çıktı. 2007"den bu yana Gazze"yi yöneten HAMAS"a karşı uluslararası kamuoyunun cılız tepkiler verdiği ambargo başladı. Karadan, havadan ve denizden yapılan bu ambargo ile Gazze dünyanın en büyük açık cezaevine dönüştürüldü. Bu yöntemle Filistin halkının HAMAS"a vereceği desteği bitirmeyi hedefleyen işgal rejimi ambargo ile beraber Gazze"ye karşı vahşi saldırılara başladı.
Furkan Savaşı
Gazze"yi ambargo ile HAMAS idaresinden alamayan işgal rejimi, ABD"nin onay ve desteğiyle 27 Aralık 2008"de Gazze"ye yönelik hava destekli geniş bir saldırı başlattı. İşgal saldırısının gerekçesi olarak Gazze"den yerleşim yerlerine atılan füzeleri gösterdi. Saldırılar 18 Ocak 2009"a kadar devam etti. Bu saldırıların sonucunda 1400 Gazzeli şehit edildi, binlercesi de yaralandı. Şehitler arasında İçişleri Bakanı Said Siyam ve HAMAS"ın komutanlarından Nizar Reyyan da vardı. Ancak Filistinlilerin ve Gazzelilerin HAMAS"a desteği bu saldırılara rağmen kesilmediği gibi Gazze, HAMAS"ın kontrolünde kaldı.
Gazze- Siyonist rejim çatışması
7 Temmuz 2014 tarihinde 51 gün sürecek işgal rejimi saldırganlığı başladı. En gelişmiş silahlar ile Gazze"ye saldıran siyonistler bu savaş sonucunda 530"u çocuk 302"si kadın toplam 2100 Filistinliyi katledip on bine yakın Filistinliyi yaraladı. Kassam Tugaylarının olağanüstü bir direniş gösterdiği bu savaşta, rejim kaynaklarına göre 70 işgal askeri ölürken 720 siyonist yaralandı. Hiçbir ahlakî kural tanımayan siyonist işgal rejimi 100 bin Filistinlinin evsiz kalmasına neden oldu. Bu saldırılar sırasında camiler, pazar yerleri, okullar savaş uçaklarıyla vuruldu.
Yeni siyaset belgesi
HAMAS, 2017 yılında Filistin"in mevcut şartlarını ve konjonktürü göz önünde bulundurarak yeni siyaset belgesini yayımladı. HAMAS"ın kuruluş bildirgesi niteliğindeki Misak"a göre yeni siyaset belgesinde, bazı görüşlerini güncellediği dikkat çekiyor.
2004 yılında Abdulaziz el Rantisi"nin şehadetinden sonra HAMAS Siyasi Büro Başkanlığına seçilen Halid Meşal 2017 yılında görevini İsmail Heniye"ye devretti.
Filistin Direnişinde yeni aşama
2021 yılında Şeyh Cerrah olayları ile patlak veren olaylar sonrasında HAMAS"ın başlattığı Kudüs"ün Kılıcı operasyonu Filistin direnişinde yeni bir aşamanın başladığını gösterdi. Kudüs Kılıcı, direnişte savunma aşamasından karşı operasyon aşamasına geçildiğini gösterdi.
7 Ekim"de başlayan Kudüs Tufanı operasyonu ise aslında 2021"de başlayan Kudüs Kılıcı operasyonunun ikinci ayağını oluşturuyor. Savunmadan karşı operasyon aşamasına geçen direniş güçleri siyonist çetenin kalbine doğru ilerliyor. Mücahitlerle baş edemeyen siyonist çete, yine savunmasız sivil halkı bombalıyor. Kudüs Kılıcı operasyonu sırasında kara harekatını göze alamayan siyonist terör rejimi, daha profesyonel ve sofistike gerçekleştirilen Kudüs Tufanı karşısında adeta ecel terleri döküyor.
HAMAS"ın Kudüs"ün özgürlüğüne giden yolculuğu, şehitlerin kanının bereketiyle devam ediyor.
Hamas’ın lideri kim?
İsmail HaniyeHamas günümüzde, örgütün siyasi büro başkanı olarak bilinen İsmail Haniye’nin liderliğinde idare ediliyor. Örgütün silahlı kanadını oluşturan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın komutası ise Muhammed Deyf isimli kişide.
Hamas’ın amacı ne?
Örgüt, geçmiş yıllarda kısa vadeli hedefinin Filistin topraklarındaki İsrail işgaline son vermek olduğunu belirten bildiriler yayımlamıştı. Örgütün uzun vadedeki hedefinin ise bölgede bugünkü İsrail topraklarını da içine katan bir İslam devleti kurmak olduğu biliniyor.
Filistin-İsrail Savaşı’nın en dikkat çekici unsurlarında biri olan Hamas, pek çok ülke ve uluslararası kuruluş tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor
Bununla birlikte Hamas’a destek veren ülkeler de var. Özellikle bazı Arap ülkelerinin Hamas’ın önemli destekçileri arasında yer aldığı ifade ediliyor.
Geçmişten günümüze Hamas liderleri!
Hamas, resmî adıyla İslamî Direniş Hareketi, 1987 yılında İsrail’e karşı Birinci İntifada’nın (İsrail işgaline karşı Arap halkının baş kaldırması karakterini taşıyan ilk İntifada, 1987’de başladı) ardından Ahmed Yasin tarafından kurulan Filistinli paramiliter bir örgüt ve siyasi partidir.
Filistin Ulusal Yönetimi’nde seçimle belirlenmiş ve halihazırda Filistin Parlamentosunda çoğunluğu elinde tutmaktadır ve 2007’den beri Gazze Şeridi’ni de facto olarak yönetmektedir.
Hamas, başlangıçta Mısır merkezli Müslüman Kardeşler ile ilişkili bir İslami yardım kuruluşu olarak kurulan Mujama al-Islamiya’dan köken alır. 1990’ların sonlarına doğru, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile birlikte İsrail’i tanıma kararına karşı çıkmış ve silahlı direnişi savunmaya devam etmiştir. 2006 Filistin yasama seçimlerini kazandıktan sonra, 2007’deki iç savaşın ardından Hamas, Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirdi ve o zamandan beri bölgeyi de facto olarak otokratik bir tek parti rejimi ile yönetmektedir.
Örgüt, o zamandan bu yana Filistinliler arasında popülerlik kazanmaya başlamış ve desteklenmesi devam etmiştir. 2021 yılında yapılan bir ankette, katılımcıların %53’ü Hamas’ın “Filistin halkını temsil etmeye ve liderlik etmeye en layık olanı” olduğuna inanmıştır.
Bununla birlikte, 7 Ekim’deki saldırıda örgütün rehine alması, sivillere yönelik saldırılarda bulunması, bazı batılı devletlerin Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamasına yol açmıştır, ancak Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü tanımlanma girişimleri başarısız olmuştur.
Hamas liderleri
İsmail Haniye
Dünya, 31 Temmuz’da Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin İran’daki konutunda İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısı sonucu şehid edilmesiyle güne başladı.
Filistinli siyaset adamı İsmail Haniye, 1962 yılında Gazze Şeridi’ndeki El Şati mülteci kampında Kampı’nda doğmuştu. Ailesi, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Aşkelon şehrinden kaçarak mülteci olmuştu.
1980’lerin sonunda örgütün önde gelen üyelerinden biri olarak ismini duyurmayı başaran Haniye, 1987’de Gazze İslam Üniversitesi’nden mezun oldu.
1989’da Birinci İntifada’ya katıldığı ve Hamas üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve üç yıl hapiste yatmıştır. 1992’de serbest bırakıldıktan sonra, İsrail tarafından Güney Lübnan’a sürgün edilen 415 İslami Cihad ve Hamas üyesi arasında yer alan Haniye, ertesi yıl Gazze’ye dönmüştür.
Gazze’ye döndükten sonra 1999’dan 2004’e kadar, Hamas’ın kurucularından Şeyh Ahmed Yasin’in özel kalem müdürlüğünü yapan Haniye, 2005 yılında yapılan Filistin Yasama Konseyi seçimlerinde, Hamas’ın lideri Halid Meşal’in sürgünde olması nedeniyle listenin en başında yer almıştı.
O seçimde Hamas, 132 sandalyeden 74’ünü kazanmış ve Haniye, 16 Şubat 2006’da başbakan adayı olarak açıklanmıştı. 19 Şubat’ta, ABD ve İsrail’in karşı çıkmalarına rağmen Filistin Başkanı Mahmud Abbas tarafından başbakanlığa atanmıştı.
Haniye, Ekim 2006’da Gazze’de El Fetih ile Hamas üyeleri arasındaki çatışmalar sırasında konvoyuna düzenlenen saldırıdan kurtulmuş ardından Mayıs 2007’de İsrail’in evine yönelik füze saldırısından da sağ çıkmıştı. Haziran 2007’de, Gazze Şeridi’ndeki Hamas ile El Fetih arasındaki çatışmaların ardından Mahmud Abbas tarafından görevinden alınmıştı.
Haniye, görevden alınmasını “anayasaya aykırı” olarak nitelendirerek Gazze’yi yönetmeye devam etti ve 2017’de örgütün siyasi bürosunun başına geçti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, 2018 yılında Haniye’yi terörist olarak tanımlamıştı. Son yıllarda Katar’da yaşayan Haniye’nin beklenmeyen ölümü, örgütün lider kadrosunda önemli değişikliklere neden olabilir.
Yahya Sinvar
Yahya Sinvar, 1962 yılında Han Yunus’ta doğdu ve Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki lideri olarak tanınmaktadır.
Gazze İslam Üniversitesi’nde eğitim gören Sinvar, üniversitenin öğrenci konseyinde çeşitli görevler üstlendi. örgütün kurucularından Şeyh Ahmed Yasin’e yakınlığıyla bilinen Sinvar, 1980’lerin sonunda hareketin ilk silahlı kanadının kuruluşunda yer aldı ve “Mecd” olarak bilinen ilk güvenlik organının başında bulundu.
Sert kişiliği ve güvenlik konularındaki katı yaklaşımıyla tanınan Sinvar, zaman zaman Hamas içinde diğer liderlerle sorunlar yaşadı. İlk kez 1982’de hapse giren Sinvar, 1988’de tekrar tutuklandı ve 22 yıl İsrail hapishanelerinde kaldı. 2011 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’e karşılık serbest bırakılan 1027 Filistinli esirden biriydi.
Sinvar, Hamas’ın askeri ve siyasi kanadında önemli bir rol oynadı ve Kassam Tugayları ile Hamas arasındaki koordinasyonu sağladı. Bu olaydan sonra, örgüt içinde hızla yükselmeye devam etti. ABD, 2015 yılında Yahya Sinvar’ı “uluslararası teröristler” kara listesine dahil etti.
2017 yılında, Gazze’deki Hamas yönetiminin liderliğine seçildi ve İsmail Haniye’den bu görevi devraldı. Sinvar, örgütün Gazze’deki yönetimini devralarak bölgedeki etkili figürlerden biri haline geldi.

Muhammed Dayf
Muhammed Dayf, 1965(?) doğumlu olup, Hamas’ın askeri kanadı olan El Kassam Tugayları’nın lideridir ve Aksa Tufanı Operasyonu’nun düzenleyicisidir.
Filistinliler arasında “Üst Akıl” olarak bilinen Dayf, İsrailliler tarafından “Dokuz Canlı Kedi” olarak adlandırılmaktadır. Bu lakap, İsrail’in onu hedef alan birçok suikast girişiminden kurtulma yeteneğinden kaynaklanmaktadır. ABD tarafından 2015 yılından bu yana uluslararası terörist olarak kabul edilen Dayf, 30 yılı aşkın süredir ise İsrail’in iç güvenliğine ciddi bir tehdit olarak gösterilmiştir.
Dayf hakkında bilinebilen çok fazla bir şey yok. Dayf’ın hayatını gizlilik içinde sürdürmesi, hayatta kalmasının en önemli unsuru olarak görülmektedir. Dolaşımda olan tek fotoğrafı yirmi yıldan daha eski olup, gerçek adı bile bilinmemektedir.
Bazı kaynaklar tarafından isminin Muhammed el Masri olduğu iddia edilmiştir. “Dayf” takma adıdır. “Dayf” sözcüğü Arapça’da “misafir” anlamına gelir ve sürekli yer değiştirmesi nedeniyle bu ismi aldığı öne sürülmüştür.
Dayf, İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın kurulmasına öncülük etmiş ve Hamas’ın Gazze’den İsrail’e giren tünellerin inşasında rol oynamıştır. 2000 yılında hapse giren Dayf, İkinci İntifada sırasında kaçmayı başarmıştır. 2002’de İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın başına getirildi.
Hayatına yönelik en ciddi suikast girişimleri de 2002 yılında gerçekleşmiş, bu saldırıda bir gözünü kaybetmiştir. İsrail ayrıca bir ayağını ve bir elini kaybettiğini ve konuşma güçlüğü çektiğini iddia etmektedir.
2014’te Gazze Şeridi’ne düzenlenen bir saldırıda Dayf’ın eşi ve iki çocuğu öldürülmüştür, ancak kendisi bu saldırıdan da sağ çıkmıştır.
Mervan İsa
Mervan İsa, “Gölge Adam” lakabıyla tanınan, Hamas’ın askeri kanadı El Kassam Tugayları’nda üst düzey bir liderdir ve Muhammed Dayf’ın sağ kolu olarak bilinmektedir.
1987’de Birinci İntifada sırasında beş yıl tutuklu kalmış, 1997’de tekrar tutuklanmış ve İkinci İntifada esnasında serbest bırakılmıştır. 2006 yılında İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştur.
Aksa Tufanı Operasyonu’nun önde gelen planlayıcılarından biri olduğu düşünülmektedir. İsa’nın paramiliter yetenekleri nedeniyle örgüt içinde önemli bir konumda olduğu bilinmektedir.
Muhammed Dayf gibi onun yüz hatları da 2011 yılında İsrail’le yapılan esir takası sırasında çekilen bir fotoğrafta görülene kadar bilinmiyordu.
Mervan İsa, Hamas’ın askeri operasyonlarının planlanmasında ve yürütülmesinde kritik bir rol oynamaktadır. ABD, İsa’yı 2019 yılında ‘Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist’ olarak tanımlamıştır. İsa’nın, Gazze’deki tünellerden askeri operasyonları yönettiği ve hareketin önemli kararlarında yer aldığı belirtilmektedir.
Mart 2024 tarihlerinde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından İsa’nın öldürüldüğüne dair iddialar ortaya atılmış olsa da, ne İsrail tarafı ne de Hamas tarafı bu bilgiyi doğruladı.
Halid Meşal
Halid Meşal, 28 Mayıs 1956’da Ürdün kontrolündeki Batı Şeria’nın Ramallah kentindeki Silvad köyünde doğdu. Kendisi henüz 10 yaşındayken, Altı Gün Savaşı sonrası İsrail’in Batı Şeria’yı işgal etmesi sebebiyle ailesi Kuveyt’e göç etmiş.
Meşal, burada Müslüman Kardeşler’den etkilenerek cemiyete katılmış ve farklı çalışmalarda yer almıştır. 1978’de Kuveyt Üniversitesi’nin Fizik bölümünden mezun olduktan sonra öğretmenlik yapmaya başlayan Meşal, 1984’te öğretmenlikten istifa ederek Filistin davasına odaklanmış ve Hamas’ta önemli görevler almıştır.
1990’da Kuveyt’ten ayrılarak Hamas’ın üst düzey organlarının bulunduğu Ürdün’e geçen Meşal, 1996’da Hamas Siyasi Büro Başkanı seçildi.
1997 yılında, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun doğrudan talimatıyla Mossad, Ürdün’de yaşayan Halid Meşal’e suikast girişiminde bulundu. Kanada pasaportlarıyla Ürdün’e giren Mossad ajanları, Amman’daki bir caddede Meşal’e yürürken zehirli bir madde enjekte ettiler.
Ürdünlü yetkililer suikast girişimini ortaya çıkardı ve iki Mossad ajanını tutukladı. Ürdün Kralı Hüseyin, Netanyahu’dan Meşal’e enjekte edilen maddenin panzehrini istedi. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın baskısıyla karşılaşan Netanyahu, başlangıçta talebi reddettiyse de daha sonra panzehri temin etti. Bu olay, Meşal’in Ürdün’deki pozisyonunu güçlendirdi.
Haniye gibi Katar’da yaşayan Halid Meşal, Gazze Şeridi’ni ilk kez 2012 yılında ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında Filistinli kalabalıklar tarafından coşkuyla karşılandı. 1999’da Ürdün’den Katar’a, ardından 2001’de Suriye’ye geçti ve burada 11 yıl kaldı. 2012’de tekrar Katar’a döndü.
Meşal, 2017’de Hamas Siyasi Büro başkanlığı görevinden ayrılarak İsmail Haniye’ye devretti. Aynı yıl Katar’da açıkladığı “Yeni Belge” ile Hamas’ın yeni vizyon ve misyonunu belirledi. 2021 yılında yapılan seçimlerde Hamas’ın dış ofisinin başına geçti ve çalışmalarına yurt dışında devam etmektedir.
Mahmud Zahar
Mahmud Zahar, 1945 yılında Gazze’de doğmuş ve çocukluk dönemini Mısır’ın İsmailiyye şehrinde geçirmiştir. Filistinli bir baba ve Mısırlı bir anneden dünyaya gelen Zahar, örgütün en önde gelenlerinden kabul ediliyor ve hareketin siyasi liderliğindeki tepe isimlerden biri.
İlk ve orta öğrenimini Gazze’de tamamladıktan sonra, 1965’te tıp öğrenimi için Mısır’a gitmiş ve 1971 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden genel tıp bölümünden mezun olmuştur. Öğrenimi sırasında İhvan-ı Müslimin’e (Müslüman Kardeşler Cemiyeti) katılmıştır.
1972-1974 yılları arasında Gazze Hükümet Hastanesi’nde doktor olarak çalışmış ve daha sonra genel cerrahi alanında yüksek lisans yapmak için Mısır’a dönmüştür. 1976’da Ayn Şems Üniversitesi’nden yüksek lisansını tamamladıktan sonra Gazze’ye dönen Zahar, 1977’den itibaren kendi muayenehanesini işletmiş ve aynı zamanda Gazze Hükümet Hastanesi’nde cerrah olarak görev yapmıştır. 1981-1985 yılları arasında Filistin Tıp Cemiyeti’nin başkanlığını yürütmüştür.
1987 yılında örgütün kuruluşunda önemli bir rol oynayan Zahar, bu sebeple 1980’lerde birçok kez İsrail tarafından gözaltına alınmıştır.
Şeyh Ahmed Yasin’in 1989’da tutuklanmasının ardından Dr. Abdulaziz Rantisi ile birlikte Hamas’ın liderliğini üstlenmiştir. 1990’dan beri FKÖ’de Hamas’ın gayri resmî temsilcisi olarak görev yapmaktadır ve aynı zamanda Filistin Yükseköğretim Konseyi üyesidir. 1992 yılında sahipsiz topraklara sürülen isimler arasında yer aldı.
Gazze’de örgütün resmi sözcülüğünü yapmış ve 1994’te Gazze’deki İslami Üniversite’nin hemşirelik bölümünün kurucuları arasında bulunmuştur.
Hamas’ın Gazze’de kontrolü ele geçirmesi sonrası Haniye hükümetinde Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmişti.
İsrail, Mahmud Zahar’ı 2003 yılında evine yapılan bir hava saldırısında öldürmeye çalıştı. Bu saldırıda Zahar hafif yaralanırken en büyük oğlu Halid öldürülmüştü. Bir diğer oğlu Hossam da 2008 yılında Gazze’ye yapılan bir hava saldırısında öldürüldü.
2006 yılında Hamas’a bağlı Değişim ve Reform listesinden Filistin Yasama Konseyine seçilmiş ve aynı yıl Filistin Yönetimi Hükümeti’nde Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştır.
İzzeddin el-Kassam kimdir?
Hamas'ın silahlı kanadı Kassam, adını Filistin'deki İngiliz sömürgeciliğiyle mücadele ederken 1935'te hayatını kaybeden Şeyh İzzeddin el-Kassam'dan alıyor. Devrinin öncü şahsiyeti olan İzzeddin el-Kassam, işgale karşı halkı uyaran ve örgütleyen bir direnişçiydi. Şehadetiyle de Büyük Filistin İsyanını başlatan sembol isim olarak kabul ediliyor.
Vefatının üzerinden 88 yıl geçmesine rağmen “Mücahitlerin Lideri” lakabıyla anılan İzzeddin el-Kassam, adının verildiği Hamas’ın askeri kanadıŞehitİzzettin el-Kassam Tugayları aracılığıyla hala anılıyor.
İzzeddin el-Kassam, Filistin'deki İngiliz işgaline karşı en önde gelen direniş savaşçılardan biriydi. Filistinli siyasetçi Cemal el-Hüseyni onu şu sözlerle anlatıyor;
"El-Kassam, El-Kassam... Filistin'de kalacak, semalarında yankılanacak, onu kontrol edenlerin yüreklerine süngüleriyle korku salacak, tarihin sayfalarında sonsuza dek okunacak, okuyucunun ruhunu gurur ve hayranlıkla dolduracak."
Şehadeti 1936'daki Büyük Filistin İsyanı'nın fitilinin ateşlenmesinde büyük rol oynadı ve Filistin direnişinin simgesi haline geldi. Gelin Muhammed İzzeddin bin Abdulkadir el-Kassam'ın yaşamına yakından bakalım.
İzzeddin el-Kassam'ın hayatı
İzzeddin el-Kassam lakaplı Muhammed İzzeddin bin Abdulkadir el-Kassam, 1883 yılında Suriye'nin Lazkiye kentinin mütevazı kasabası Ceble’de dünyaya gözlerini açtı. Ailesi, dedesi zamanında Irak’tan Ceble’ye gelmişti.
İzzeddin el-Kassam çocukluğunu Ceble'de geçirdi. İlk eğitiminianneve babasından aldı. Zira babası müderris, annesi de yine ilim tahsil eden bir ailenin kızıydı. Medreselerde kendisine Kur'an-ı Kerim ve matematik dersleri verildi.
Ayrıca Şeyh Abdülkadir el-Geylani'ye bağlı Kadiri tarikatına mensup olan babası Abdülkadir bin Mustafa bin Yusuf bin Muhammed el-Kassam'dan da din eğitimi aldı.
El-Kassam, 14 yaşındayken kardeşi Fahreddin ile birlikte dönemin İslami ilimler merkezi, Kahire’deki El-Ezher'e gitti. Yıllar süren eğitimin ardından icazetini alarak geri döndü. Bu dönemde Şeyh Muhammed Abduh gibi Ezher alimlerinden dersler aldı, dostluklar kurdu.
Mısır’da ilim tahsil ettiği dönem onun sadece İslami ilimlerde değil, her alanda yetişmesine, düşüncelerinin olgunlaşmasına vesile olmuştu. Öyle ki, o dönemde İngilizlere karşı isyan ateşinin fitilini yakan ve büyük bir üne sahip Ahmed Urabi Paşa’nın faaliyetleri herkesin dilindeydi.
Arap dünyasında Urabi Devrimi olarak adlandırılan direniş her ne kadar başarısız olsa da girişilen mücadele önemli bir örnekti artık.
İzzettin el-Kassam, ilerleyen yıllarda Urabi Paşa’dan aldığı dersleri uygulamaya koyma imkanı elde edecekti.
İzzeddin el-Kassam, Ezher’deki eğitimini tamamladıktan sonra 1896 yılında ayrıldığı memleketi Ceble'ye dönmeye karar verdi. Dönüşünden kısa bir süre sonra, derslerin işlenme yöntemlerini öğrenmek için Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul'a gitti.
Ancak burada uzun süre kalmadı ve 1903'te kendisi için başlangıç noktası olacağına karar verdiği Ceble’ye döndü.
Küçük kasabada sabahları çocuklara, akşamları da yetişkinlere ders vermeye başlayan İzzeddin el-Kassam, 1912 yılında hem çocuklara hem de yetişkinlereeğitimvermek üzere bir okul kurdu. Ayrıca İbrahim bin Edhem Camii'nde hadis ve tefsir eğitimi aldı ve ardından Ceble’deki askere alım şubesine atandı. Çoğunlukla işini bitirdikten sonra camilerde eğitim vermeye devam etti.
Daha sonra ise, İzzeddin el-Kassam, şehrin merkezindeki en önemli camilerden biri olan El-Mansuri Camii'ne vaiz olarak atandı. Becerileri ve konuşma tarzı sayesinde her yerden insanı camiye çekiyordu.
Yaptığı konuşmalarla büyük kalabalıkları coşturuyordu:
"Bir kavim kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Gururlu ve cömert olun; izzet Allah'ın, O'nun Resulünün ve Peygamberinindir. Teslimiyeti kabul eden, haksızlığa boyun eğen ve insanlara kulluk yapan kimse için iman yoktur.”
İnsanları yoksullukla, tembellikle mücadele etmeye çağırarak onları çalışmaya, yardımlaşmayateşvikediyordu.
Sömürgecilere karşı mücadele
Libya'da İtalyan sömürgeciliğine, Suriye'de ise Fransız sömürgeciliğine direnmek, 20. yüzyılın başında bölgenin karşılaştığı en önemli zorluklar arasındaydı.
İzzeddin el-Kassam bu savaşlarda önemli bir rol oynadı.
İlk sınavı Trablus cephesindeydi. İtalya'nın 1911'de Libya'yı işgal etmesinden sonra İzzeddin el-Kassam, insanları İtalyan işgaline karşı başlayan direniş saflarına katılmaya çağırmak için sokaklara çıktı.
Libya’da direniş, kılık değiştirerek bölgeye geçen Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi Osmanlı subayları ve bazı yerel aşiretler eliyle yürütülüyordu.
Ceble, Lazkiye gibi şehirlerde, sahillerde ve diğer köylerde Libya'ya destek veren gösterilerin düzenlenmesine öncülük etti.
Bununla da yetinmeyen İzzeddin el-Kassam, gönüllü olarak topladığı yüzlerce gençleLibyadirenişine destek vermek istiyordu. Osmanlı yönetimini de kendilerinin Libya'ya ulaşmasını sağlamaya ikna etmeyi başardı.
Ancak uzun süren uğraşlardan sonra yola çıkan İzzettin el-Kassam ve arkadaşları Libya’ya ulaşamadı. Zira Balkan Savaşı patlak vermiş, Kassam ve arkadaşları hemen askere yazılmıştı. İtalyan sömürgeciliğine karşı ayaklanan, adam toplayan ve yola çıkan el-Kassam hedefine ulaşamamıştı ama ikinci büyük uğraşı yine sömürgecilere karşı olacaktı.
Fransa'nın 1918'de Suriye'yi işgal etmesinden sonra İzzeddin el-Kassam, Fransız sömürgecilerine karşı silah toplama ve cihad çağrısında bulundu. Vaazlarında ve derslerinde bu farkındalığı artırmak ve insanları direnmeye teşvik etmek için konuşmalar yaptı. Ayrıca silah satın aldı ve mücahitleri eğitti.
Hayfa'da direnişin adı: İzzedin el Kassam
İzzeddin el-Kassam, Suriye'deki Siyon Dağı İsyanı'nda (1919-1920) başarısız olunca 1921'de bazı arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e kaçtı. Zira Fransızlar tarafından gıyaben ölüm cezasına çarptırılmıştı.
İzzeddin el-Kassam, Filistin’in Hayfa kentinde bulunan İstiklal Camii'ne yerleşti ve burada köylerinden kovulan fakir insanlara yardım etti. Onları eğitmek ve yaygın cehaletle mücadele etmek amacıyla eğitimler verdi. Geceleri bile halkı eğitmek için çalıştı.
Bu durum halkın takdirini kazanmasına vesile oldu.
İzzeddin el-Kassam da Hayfa'daki İslam Okulu'na, ardından buradaki Müslüman Gençler Derneği'ne katıldı ve 1926'da derneğin başkanı oldu. Bu dönemde İzzeddin el-Kassam, Filistin’i işgal eden İngilizlere karşı vaazlar veriyor, direnişi tavsiye ediyordu.
Zira İzzeddin el-Kassam, Filistin'e gelişinden bu yana işgalci Yahudi tehdidinin ciddiyetini ve İngiliz Mandası yetkililerinin bu tehdidin güçlenmesinde oynadığı rolü fark etmişti. Konuşmalarında Yahudi yerleşimcilerle "göçmen veya misafir olarak değil, düşman olarak" yüzleşme çağrısında bulundu ve Yahudilere toprak satanları sert bir dille eleştirdi.
Ancak sadece vaaz vermekle yetinmiyordu.
Kapalı kapılar ardında İzzeddin el-Kassam daha önemli ve tehlikeli gizli eylemlere liderlik etmeye hazırlanıyordu. Suriye’de Fransızlara karşı yürüttüğü direniş deneyiminin ışığında planlama, sıkı örgütlenme ve sömürgeci güçlerin erken saldırılarından kaçınmak için gizliliğin gerekliliğinin farkındaydı.
İlk Kassam birliğinin oluşumu
İlk askeri birlikler, Şeyh İzzeddin el-Kassam tarafından 1921'de Hayfa'ya gelişinden sonra kuruldu.
Şeyh İzzeddin el-Kassam, bu fikri, Yahudilerin ve İngilizlerin Filistin'i bölme planlarını incelediği El-Ezher’e yaptığı ziyaretten döndükten sonra geliştirmeye başladı. İzzeddin el-Kassam, geçmişte aldığı dersler ışığında İngiliz yetkililerin ve Yahudi çetelerin kendilerini tespit etmesini önlemek için tüm faaliyetlerini gizlice yaptı.
Beş kişiyi geçmeyen küçük gruplardan oluşan gizli hücreler oluşturmayı başardı. 1932'de İzzeddin el-Kassam, İstiklal Partisi'nin Hayfa şubesine katıldı ve silah satın almak için bölge sakinlerinden bağış toplamaya başladı.
Kassam grupları, cihad çağrısı, siyasi iletişim, düşmanlara karşıcasuslukve askeri eğitim için uzmanlaşmış birimler olduğundan, güçlü bir organizasyon yapısına sahipti.
1931'de Kassam Birliği, Siyonist yerleşim yerlerine saldırılar ve yerleşimcilere yönelik pusular hazırlamak gibi operasyonlar düzenlemeye başladı. Asıl amaç Yahudi göçünü durdurmak ve İngiliz istihbaratına casusluk yapan ajanları yakalamaktı.
Ancak örgütün bazı sırlarının İngilizlere sızdırılması nedeniyle kısa bir süre sonra grubun faaliyetleri durdu ve bu durum 1935 yılı sonuna kadar devam etti.
Kasım 1935'e gelindiğinde ise İzzettin el-Kassam, askeri hazırlıkları tam olarak tamamlanmamasına rağmen cihat ilan etmek zorunda kaldı. O dönemde Filistin'e Yahudi göçünün artması ve ele geçirdikleri topraklara yayılmaları nedeniyle bunu yapmak zorundaydı.
Öyle ki, 1935'te Filistin'deki Yahudilerin sayısı yaklaşık 62 bin iken 73 bin dönümlük bir alana sahiptiler. Kassam’ın bu çağrısı üzerindeki İngiliz baskısını artırdı. Bunun üzerine kırsal bölgelere kaçmaya karar verdi.
İzzeddin el-Kassam'a suikast
15 Kasım 1935'te İngiliz kuvvetleri, İzzeddin el-Kassam'ın kırsal El-Bared köyünde saklandığı yeri öğrenmişti.
Ancak el-Kassam ve 15 takipçisi Şeyh Zayed Köyü'ne kaçmayı başardı. 19 Kasım'da İngiliz kuvvetleri onları buldu, etrafları yüzlerce asker tarafından sarıldı ve komşu köylerle aralarındaki iletişim kesildi.
İşgalci güçler ile girilen ve 6 saat süren çatışmada İzzettin el-Kassam 15'ten fazla İngiliz askerini öldürdü.
20 Kasım'daki çatışma sonunda Şeyh İzzeddin el-Kassam ve bazı arkadaşları şehit oldu, geri kalanlar da yaralanarak tutuklandı.
1936'da Büyük Filistin İsyanı'nın patlak vermesinde İzzeddin el-Kassam'ın şehadetinin büyük bir etkisi oldu.
Lazkiye’nin mütevazı kasabası Ceble’de başlayıp Filistin'in Hayfa kentinde son bulan hayatı, Filistin ulusal hareketi için önemli bir dönüm noktasına dönüştü.
İzzeddin el-Kassam Tugayları (Kassam), Filistin İslami Direniş Hareketi'nin (Hamas) silahlı kanadı olarak 1992'da İsrail'in Filistin işgaline karşı mütevazı bir tüfekle başladığı direnişini, şimdi bir orduya sahip olarak yürütüyor.
Kassam, adını Filistin'deki İngiliz sömürgeciliğine karşı silahlı mücadele verirken 1935'te hayatını kaybeden Suriye asıllı Filistin lideri Şeyh İzzeddin el-Kassam'dan aldı.
Hamas'ın askeri gücündeki artıştan sonra 1992 yılında örgüt, İzzeddin el-Kassam Tugayları adıyla, silahlı bir direniş kanadı kurmaya karar verdi.
Kassam'ın kuruluşuna, Hamas öncesinde Gazze'deki Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan) "Mecd", "Filistinli Mücahitler" gibi bazı farklı isimler altında çalışmaları zemin hazırladı.
Stratejileri ve yapısı
Tugaylar, 1 Ocak 1992'de kendilerine bağlı bir hücre tarafından yayınladığı ilk açıklamayla, Hamas'ın silahlı kanadı olduğunu duyurdu. Tugaylar, 80 öncesi Filistinli Marksist grupların aksine strateji olarak sadece Filistin toprakları içerisinde eylem yapmayı benimsiyor.
Yahya Ayyaş, Nizar Reyyan, Salah Şehade ve Ahmed Caberi gibi bir çok komutanını İsrail saldırılarında kaybeden silahlı grubun liderliğini Mervan İsa ve Muhammed Deyf sözcülüğünü ise Ebu Ubeyde yapıyor.
Filistin dışından milis destek kabul etmiyor
Filistin dışından hiçbir milis desteğini kabul etmeyen grup, mensuplarını dini, kültürel ve ahlaki yoğun bir eğitim sürecinden geçiriyor.
Kuruluşunun 20'nci yılı münasebetiyle yaptığı açıklamada İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze'deki savaşçılarının sayısının 10 bini aştığını ve bir orduda bulunan askeri hiyerarşik yapılanmada erden başlayarak manga, takım, bölük, tabur gibi gerçek askeri düzen içinde olduğunu ifade etti.
4 tugay var
Kassam'ın yaptığı açıklamaya göre, el-Kassam ordusunda "Kuzey Şeridi Tugayı", "Gazze Tugayı", "Orta Tugayı" ve "Güney Tugayı" olmak üzere 4 tugay bulunuyor.
El-Kassam Tugayları, askeri çalışmalarına başlangıçta tabanca sonra tüfekle başladı. Bağlılarının yerel imkanlarla ürettiği otomatik silahın ardından, bazı patlayıcıların yanında bombalar ve uzaktan kumandalı patlayıcı üretimlerini geliştirdi.
İlk füze Kassam 1
İsrail'in güneyindeki Sderot Yahudi Yerleşim bölgesi 26 Ekim 2001'de el-Kassam Tugayları'nın fırlattığı ilk füzeye hedef oldu.
"Kassam 1" adıyla bilinen roketi Time dergisi Filistinlilerin roketi silah olarak kullanabildiği noktaya ulaştığını ifade ederek "Ortadoğuyu değiştirme imkanına sahip ilkel roket" şeklinde nitelemişti.
Hamas daha sonradan hızlıca yürüttüğü teknik çalışmalarıyla roketi geliştirerek "Kassam 2" adlı yeni modeli üretti. Kassam bu roketi ilk kez 2002 yılının Şubat ayında kullandı.
Gazze'deki direniş hareketi roket atışlarının dairesini tedrici olarak genişletti ve yarıçapı 80 kilometreye ulaşan roket üretme imkanına sahip oldu.
El-Kassam Tugayları yerel üretiminde teknik çalışmalara ağırlık vererek daha uzun mesafelere ulaşan roketler geliştirmeye başladı. İsrail'in Gazze'ye saldırdığı 2012 yılında kullandığı roketin ardından M75 adını verdikleri ve Hayfa'ya son olarak 2014'te kullandığı R160 adlı roketler ilk kez ortaya çıktı.
İnsansız hava aracı üretti
Kassam, 14 Temmuz 2014'te "nitelikli bir atılım gerçekleştirdiğini" duyurarak mühendisleri tarafından insansız hava aracı ürettiğini duyurdu. Bununla dikkati çeken Kassam, "İsrail hava sahasında özel görevler yürütmek üzere 3 çeşit hava aracı ürettiğini" açıkladı.
El-Kassam Tugayları herhangi bir ordu gibi görüntüsü verirken, bünyesinde Mühendislik birimi, Hava Savunma birimi, Topçu birimi, Fedailer birimi, Lojistik birimi gibi daha birçok uzman birimlere sahip olduğunu ortaya koyuyor.
İsrail'in 7 Temmuz'da Gazze'ye yönelik başlattığı "Koruyucu Hat" askeri operasyonu sırasında İsrail'in güney batısındaki Aşkelon (Askalan) bölgesinde bulunan "Zekim Askeri Üssü"ne yönelik yürütülen bir baskını el-Kassam "Kaplumbağa Adamlar" adını verdiği dalgıç deniz komandoları birliğiyle gerçekleştirmişti.
El-Kassam, ilk defa "Bettar" ve "Yasin" gibi zırh delici roketler üretmeyi başardıklarını ve İsrail yapımı Merkava Tankı'nı kullanılmaz hale getiren patlayıcı bomba üretme imkanına sahip olduklarını iddia ediyor.
Gilad Şalit'i esir almışlardı
Ayrıca Tugaylar, askerleri esir almak gibi bir çok operasyon da yapmıştı. Bunların en önemlisi 2005'de İsrailli er Gilad Şalit'i esir alması ve böylelikle İsrail'le antlaşma yaparak bin 27 Filistinli'yi serbest bıraktırması olmuştu.
Kassam, Gazze'ye karşı (2008 ve 2012) yıllarında açılan savaşta İsrail'e karşı koyma imkanı sağlamakla kalmamış aynı zamanda büyük teknolojik imkanlara sahip İsrail Ordusu'na büyük zararlar vermişti.
İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Temmuz'dan itibaren İsrail'in hava, deniz ve karadan yürüttüğü askeri operasyonlara karşı Gazze'yi savunmaya çalışan kentteki en önemli askeri savunma birimlerinden biri olarak tanınıyor.
EFSANE İSİM ŞEYH AHMED YASİN
Filistin savunmasını hak ettiği yere taşıyan en önemli şahsiyetlerden biri olan Şeyh Ahmet Yasin, Siyonistlere karşı duruşuyla ve cihadıyla büyük bir direniş örneği sergilemiştir.
Şeyh Ahmet Yasin Filistin direnişinin en önemli liderlerinden biridir. Bu çalışmada onun hayatı ve zorlu mücadelesi ele alınmaya çalışılmıştır. O, günümüzde hâlen devam eden Filistin sorununu dünya gündemine taşımayı başarmış önemli bir dava insanıdır.
1917 yılında İngilizlerin işgaline uğrayan Filistin toprakları, Osmanlı Devleti’nin de yıkılmasıyla tamamen savunmasız kalmıştır. Bundan sonra bu mesele Müslümanların kendi çabalarıyla sahiplendiği, korumaya çalıştığı bir konu hâline gelmiştir. Hâlen devam eden bu mücadelede, başta Filistin’in ve tüm İslam dünyasının takdirini kazanan onlarca halk adamı ve lider şahsiyet çıkmıştır. Bu şahsiyetlerden en önemlilerinden biri de Şeyh Ahmet Yasin’dir.
Şeyh Ahmet Yasin Siyonist işgale güç yetiremeyen Filistin halkına, kurduğu İslami direniş hareketi Hamas ile doğru zeminde, derli toplu mücadele edebileceği bir yol açmış ve büyük bir hareketin öncüsü olmuştur.
Bugüne kadar Filistin sorunu, Filistin direnişi ve Hamas hakkında birçok çalışma hazırlanmıştır. Ancak özelde Şeyh Ahmet Yasin’in hayatı ile ilgili pek fazla çalışma yapılmamıştır. Onun hayatına dair detaylara daha çok Filistin ya da Hamas bahsi geçtiğinde aralarda değinilmiştir. Bu sebeple bu çalışmada Şeyh Ahmet Yasin’in yetiştiği ortam, onu lider kılan özellikleri ve kurduğu hareketin önemi ayrı ayrı ele alınacaktır.
Şeyh Ahmet Yasin’in Çocukluğu
Ahmet Yasin 28 Haziran 1936 tarihinde Filistin’in Askalan şehrinin El-Cevre köyünde doğdu. Beş yaşındayken babası vefat ettiği için annesinin himayesinde büyüdü. İlkokulu doğduğu köyde tamamladı.
Yahudilerin 1948’de Filistin’i işgal etmesiyle başlayan büyük felaketten sonra Ahmet Yasin’in ailesi Gazze’ye göç edip bir muhacir kampına yerleşti. Her türlü zorluğun yaşandığı bu kampta Ahmet Yasin, Mısır ordusunun
yemekhanelerinden askerlerin arttırdığı yemekleri alıp hem ailesine hem de ihtiyaç sahibi ailelere dağıtmaya başladı. Daha küçük yaşlardan itibaren yaşadığı toplumun sorunlarına çare aramaya başlayan Ahmet Yasin, ailesine bakabilmek için
1949-1950 yıllarında eğitimine ara vererek bir lokantada çalışmaya başladı.
1952 yılında 16 yaşındayken orta öğrenimini
tamamladı. O yıl bazı arkadaşlarına Gazze’de yüzme dersi verirken bir kaza geçirdi ve boynu kırıldı. O günkü Gazze şartlarında 45 gün tedavi gördü ancak tüm vücudu felç kaldı. Bundan sonraki yaşantısını felçli olarak sürdürdü.
Şeyh Ahmet Yasin’in Eğitimi ve Yetişmesi
Ahmet Yasin 1958 yılında zorlu bir coğrafyada ve zorlu fiziki şartlarda lise öğr



