Uyuşturucu Ve Fuhuş Tüm Kötülüklerin Başıdır
Devletimizin yetkili organları haftalardan beri çok cesur bir operasyona başladılar. Ülkenin girilemez denilen bazı mahallerine girdiler. Bir baktık ki her taraf pisliğe bulaşmış.
Televizyonlarda, magazin programlarında boy gösteren birçok elit, fuhuş ve uyuşturuya gömülmüş durumda olduğunu gördük.
Hani tabir bir kıyas olacaksa, Türkiye'nin de bir Epstein'i varmış sanki.
Özel tekneler.
Özel partiler.
Özel mekanlar.
Özel oteller.
Özel kuryeler.
Özel gruplar.
Özel uçaklar...
Öyle ki, ucu taa Dubai'lere kadar giden pislikler.
Kara para aklamadan tutun da ne ararsanız var.
Elhamdülillah bu ülkede cesur evlatlar da var. Ucu nereye, kime, ne kadar değer diye hiç düşünmeden çalışıyorlar. Kanı bozuklar doldurmuş her tarafı. Kan değilse tırnak. Oradan sıyrılan saç teline takılıyor.
Evet.
Uyuşturucu ve fuhuş, tüm kötülüklerin anasıdır. Gençleri ve geleceği etkileyen onlarca belanın başında geliyor. O ışıklı, cafcaflı, şatafatlı yaşamların ardındaki kepazelikleri tasavvur dahi edemeden bataklığa sürüklenen gepegenç hayatlar. Özentinin ve iştahın verdiği doyumsuzluğun neticesi..
Eğer bu hususlarda zerre kadar da olsa tarafgir, müsamahakar davranırsak, vebalinin altından asla kalkamayız.
Bu işleri sulandıramayız da. Yok satıcı değilmiş, "SADECE" içiciymiş. Yok o kullanmamış adı geçmiş. Yok gitmiş de yapmamış-etmemiş gibi, ucu açık, tarafgir bir tutum sergilersek, açıkça ihanet etmiş oluruz.
Bu işin şakası olmaz çünkü.
Nesli korumak en birinci öncelik olmalıdır. Bu ülkenin yarınlarını heba edemeyiz. Geri dönüşü mümkün olmayan yolların kapatılması, bataklığın içindekilerle birlikte kurutulması gerekir.
Ucunun nereye kadar gittiği kestirilemeyen bir alan burası. Özellikle siyaset arenasında da kim varsa...
Torpil geçmeden.
Acaba demeden.
Bu kan emicilerin bataklığına kim girmişse.
Elbette tam burada cesaret bir kat daha önem arzediyor.
Nasıl aşılır bunun formülü de fikri de bende yok malesef. Ama, bir milim dahi esneme olduğu an. Hiçbir şeyin değeri, önemi kalmaz.
Bu işin iktidarı, muhalefeti olmaz. Pislik pisliktir.
Özellikle sosyal medyada eğer biri yakalanıyorsa, onu sevenler başlıyorlar hemen iktidarın savcısı demeye. İktidar tarafında görünür gibi yapan biri alınırsa, bu defa ötekilerin savcısı deniyor. Bence çok yanlış. Adı nasıl, neden, ne için ve ne durumda geçmiş olursa olsun bunu yapmamalıyız. Savcıları rahat bırakmalıyız ki ortalık temizlensin. Ha, suçu günahı yok mu, ne güzel işte. Tertemiz olmuş olmuyor mu?
Allah muhafaza buyursun; varsayalım ki, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yedi göbek öteden minicik bir akrabası, bir bakkal dükkanında, bayat ekmek bulsalar memleketi ayağa kaldırırlar. Yerden yere vururlar. Malesef bu ülkede dokunulabilen bir tek Cumhurbaşkanı kaldı. Bazı kesimlere bırakın dokunmayı, evlerinin önünden bile geçemiyorsunuz. Nereden alıyorlar bu gücü diye hiç sormaya gerek yok. Hepimiz biliyoruz zaten.
Siyaset temiz olmak, temiz kalmak zorundadır. Bunu o taraf, bu taraf diye ayırt etmeden söylüyorum. Fikir ayrılığı olsa da bu böyle olmalıdır çünkü.
Bazıları ise kendilerini temizlemenin yolunu bulmuşlar; Sosyal medya temizliği !
Aleyhinde çıkan haberlere karşı "YAYIN YASAĞI".
Anlamıyorum artık. Haberlerini toplatınca temizlendiğini mi sanıyor bunlar?
Cinsiyeti malumlarla dizdize, gözgöze yaşayacaksınız, uyuşturucu mahallenize, bırakın mahalleyi, sokağınıza, bırakın sokağı evinizin içine kadar girecek, birileri "SEN DE" deyince hooop yayın yasağı, engel, mahkeme kararı ile perdeleme yapacaksınız. Bak gördün mü bizde birşey olsa mahkeme yasak koyar mı diye de savunacaksınız kendi pisliklerinizin nasıl da "temiz" olduğunu.
Adaletin Mülkün Temeli olduğunu duvarına yazan bir Ülkenin hukuk mekanizmasının böyle çirkefliklere prim vermeyeceğini biliyoruz. Zira gerçeklerin birgün ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Bugün değilse yarın. İşte o yarın geldiğinde, bu kararları alanlar açısından durum hiç de iyi olmaz. Bu sebeple, özellikle bu konularda adalet mekanizmasının hiçbir baskı, tasallut, tarafgir olmaması lazımdır. Bunu bir de siyaset arenası açısından baktığımızda, ileri zamanlarda siyaset açısından ne kadar büyük ve onarılmaz yaralara sebep olabileceğini tahmin etmek durumundayız.
Ben meselenin bu kanadında açıkça tarafım. Eğer, benim Davam dediğim Muhafazakar kanattan, Partim dediğim AK Parti 'den bu kabil pisliklere bulaşan, adı geçen kim varsa, kim olursa olsun, bir saniye tutulmamalıdır. Hemen bütün ilişikleri ve ilişkileri kesilmelidir. Millet faturayı beş yılda bir kesiyor çünkü. O beş yıla da sadece bir yıl kaldı. Millete anlatma imkanı kalmaz. Halk yarın köyde kahvede, bunun serveti, şunun kızı, ötekinin oğlu, diğerinin yeğeni... dediğinde verecek cevabımız olmalı. Tuttuk kolundan attık diyebilmeliyiz. Hiç farketmez sağı-solu.
Bu CHP, MHP, İP, AK Parti 'nin tekil meselesi değil, hepsinin ortak meselesidir çünkü.
Uyuşturucu, fuhuş ve türevleri tüm kötülükleri beraberinde getirir. Bu bir milli mücadeledir. Geleceğimizi ve yarınları düşünen her kim varsa, adı bir şekilde geçenler, gidip aklanmalı. Devlet de hiçbir baskı, çekince veya iltimas göstermeden sonuna kadar giderek ayıklamalı, ülkeyi bir ağ gibi saran bu organizasyonları bitirerek aklamalıdır.
Devletimize güveniyoruz.
Vesselam.
#SöylerimGeçerim

