ŞİİR VAKTİ
Yayınlanma : 24 Kasım 2025 19:32
Düzenleme : 24 Kasım 2025 19:35

Yedi Güzel Adam

Yedi Güzel Adam

Bu insanlar dev midir

Yatak görmemiş gövde midir

 

bir yara açar boyunlarında

Kolkola durup bağırdıklarında

 

- Yar kubanın olam

Dağlar önüme durmuş

Ki dağlanam

 

Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden

Durdular ite çakala karşı yarin kapısında

 

1.

 

Yedi adam biri bir gün

bir kan gördü

gereğini belledi

yari asla koynuna

Ayırmaz kanı yanından

Beyaz haberlerim var kardeşlerim

- Bir güzel ince gelin

Kabartır göğsünü toz duman içinde

gelinliği durur çıkartıp bıraktığı yerde

İçerlerden bir taşlı tarladan

Kaynayan nehrin gözünde

unutmuş gelin alınlığını

Avuçları sıcacık yumulu bedenine dayalı

Kalın bilekli badem topuklu

Seyirtir o ince gelin

g r e v l i'lere şifalar götürmek için

 

Beyaz haberlerim var kardeşlerim

- Gölgesiz meydanlara

aklı yağmalayanlar arasından

yayılırsa karanlık fısıltılar

ya da güzel dışlı yapay çiçekleri

Muhtemel bir genç kızın

Başına atılırsa

 

yedi adamdan biri

Bir gün bir kan göreni

Kabukları soyulmuş

Taze devrilmiş bir ağaç gibi

Çeker çıkarır kendi kadınlarından

Fırlar yataklarından tatlı uykudan

Çıplak yalın ve güzel adaleli

O er alarak

Seyirtir danseder gibi

- Önce sağlam olmalı arkam

O ince gelin

Berilir hemen ardında erin

1000 yıl durmadan en atmış bir çınar gibi

 

G i d i y o r dansöz gibi

Yere ve göğe açık avucunda o kan

O işlem onda güvercin ve sevap

Onlarda en ağrımalı yara

Ve yollanıyor o güvercin onlara

Güvercin değişiyor gittikçe ondan

Güvercin değişiyor vardıkça onlara

+ ve aman ne uzun sürüyor bir düşman öldürmek +

 

Yedi adam artık bir kan göreni

Varıyor dengede

Kuğu gibi sarkıyor onlara

akıyor onlara

şiirler söylüyor ve mısralarında

işlek çelik kümeleri

ve kalkıyor her bir ulaşmasında

iki yanında sülüs ve vav gibi

bir vuruşta öldüren elleri

-Karanfil serpercesine

Bir kez daha vurdum ya Allah diye açtığım yaralara

 

-Güzelin düşmanı güzel olur

güzelin yari güzel olur

 

O varıyor tüm meydanlara

Kanı okşayarak ve kabartarak

 

Kanı okşa ve kabart

Ve sonra sabah kahvaltısında

İçinden geçirmekle varsın sofrana

Çocuklarımızın ellerinde büyüyen gagalı şeylerin

Tanrının buyruğu ile ortaya çıkarttığı

Gürbüz bir yumurta

 

II.

 

Yedi adam biri bir gün

bir aşk gördü

gereğini belledi

ölüm girse koynuna

Ayırmaz aşkı yanından

 

Beyaz haberlerim oluşuyor kardeşlerim

 

Daha ne kadar saklanabilirdik seninle:

Yaylalardan nasıl geçtik

Çobanlara yetişemedik ama uzaktan

zahmetsiz ve hiç kimseye değil gibi konuşan ağızlardan

Ne bilge sözler dinledik

Sığındığımız

Ve içinde saçlarımız göle girmiş gibi ıslanan

O dev O kabul eden O izin veren mağaralar

Yine açık yine buyur'lu

çekildi üstümüzden. - Çalıların

Bilen duruşlarıyla karşılaşırdık koşuşurken gizlilere

 

Güneşi tez gördük dağlarda

Ormanın ay çiçeği gibi uyanan hayvanlarıyla

İlk iş gövdemizin acıktığını anlamak oldu

Gittik kokladık ekmeğimizi tarlalarda

 

O gün gezdim seni elllerimle

 

Söyledin: Geniş vuruyor yüreğin

 

Ülkeye tez giden ayaklarımla varıyorum

Kanım temizliği seven bir kola atılıyor durmadan

Yıkanmış güneşte yeni kurumuş çarşaflar gibi

Serin ve ürpertici gövden

Yaklaşmaktasın ve & çok yakınıma taşıdığım & güller

Sana canı gönülden aşık oldum meleğim

Kollarına gümüş bilezikler düşündüm

Dostlar buldukça onlara

Kalın kaşlarını övdüm

 

Güzeldin

Gövden gerilmiş devinmekteydi

Bir tobloda gibi her bakmaya değişen

Karanlık anlamlardan arınan yüzünle

Hakkı verilmiş

Zehirleri alınmış kazanlarda

Demirle birlikte çeliğe koşmaktaydın

Ve döllenmekteydin mengenelerle kucaklanarak

 

İşçi eğilir bükülür ve doğrulur

Köylü bükülür doğrulur eğilirken

İnsan iyi maden kuyumcuda

 

Güzeldin & Gövden

Yeni bir iklim gibi yayılmaktaydı karalara

Ağaçlar,kırlardaki hayvanlar kasabadaki insanlarca

İşte davetliydin

Acıktık bıçaklarına kanımızı gütmekteymişin gibi

Gelip acı sözlerin için

Bir çekmece koydun yaralarımıza

 

Ve ellerin uçuşan yapraklar gibi

Brden

Nasıl yalnız olduğumu anladım

Kimseler yoktu ikimizden başka birbirine bakan

 

Susuyor sessizce

Aşkla ilerliyorum

Milletim bileniyorum

Devirmeye

 

Devirmeye safrası beynimi üleşen

Elleri karımın üstünde birleşenleri

 

Bundan böyle yekinmeye hevesli yüreğim

& sanatsever halkımıza duyrulur &

Aklım eski izlerde şimdi

İz demek

Bir geniş

Bir kendine dönük bir en ileriye

Yol demek

 

Usulca kalkıp gidene: Dur

Ki çevrileceksin

 

Toydun cesurdun

Gençtin atıldıın

Bilmezdin atıldın

Kabuğu oydun oydun

Kabukta kaldın

 

Sis iner örter mermeri

ağacı binayı

 

Sis kalkar kalkmaz

Gürünür mermer

Ağaç ve dev

 

Bu adamlar dev midir

Yatak özlemez gövde midir

Gül açar boyunlarında

Kolkola durup bağırdıklarında

Bomba düşmüş gibi deprenir toprak

Konuştuklarında

 

- Yar kurbanın olam

dola yaşmağını bileğime

Ki düşmanı güzel vuram

 

Çekip mavzerler çıkardılar oyluk etlerinde

Durdular ite çakala karşı yarin kapısında

 

III

 

Yedi adam biri bir gün

bir yar gördü

gereğini belledi

yari asla koynuna

Ayırmaz yari yanından

 

Alev gerekli kentliye

Bu ısıtma devleri kentte

bir an önce inmeli oğlum

& bütün gün badem çırptım

üzümün tehini armudun çürüğünü ayıkladım

uykuya geç vardım

yatağın içine elimi daha yeni koydum

rahatıma doymadım ama..&

 

ÜMMETİ GÖZETMEM GEREKLİ

Ben seni beyaz haber ustası

Olasın DİYE boğmadım - DOĞURDUM

 

Beyaz haberlerim için hazır olun kardeşlerim

 

Anam su döküyor ellerime

Bedenim hızla kaçıyor

Gözlerime toprak atan uykudan

Suyu çarptıkça yüzüme ve gözlerim yalnız

Yanıyorlar

 

Yemi torbanın dibine gelince beygir

İri saman saplarının arasından

İri etli dudaklarına

Küçük zor bulunan arpaları topluyor

 

Bir parça daha yükselen

bir parça küçülen

Bir parça daha uzak duran yıldız

Beygir ve yanında duran semeri

Evin gerisinde yığınla odun - badem dalları

Ve kuru alıç kökleri

Ve ben o zaman bilmezdim halka

Ateş gerektiğini

Çalışır gün boyu kuru ağaçları devirir

Badem çırpar budardım yaban çalıları

 

Gün tepeme değsin öğleye durayım

 

Gün tepene değsin öğleye durasın

Kökleri hem derinleri hem sığları sarmış

Durmaksızın nimet devşiren

Ceviz ağacının altında.-

Öğleye durmayı

Hiç düşündüm mü ağaç neden hayvan değil:

Çünkü kan'dır hayvan

Damardır ağaç

 

O ceviz ağacının altında

Dallarına ve köklerine

Bir öz su damarı gibi bağlanarak

Onlar ve ağaçlar

Toprak ve kalbinden doyurduğu hayvanlar

İşitmişler bakın onlarla

Onlar ve yapraklar

geniş bir ağızla üfürülüyormuş gibi kımıldamaya başladılar

 

Onlar ve tüfeğimi doğrulttuğum kuşlar

Şimdi öldürme vaktim değil

 

Baaşıma omuzlarıma konun

Dudaklarımdan ve kalbimden dinleyin

& İşte bakın ekmek böyle tutulur &

Öğleye durarak bağlıyorum bu tepeleri

O tepelere

 

Eğlenme doğada - kentte bu gece ışıklar yanmadı

Damlardan

Çorba dumanı yükselmemekte

Yufka ekmeği

Toprak ve ağaç kokulu ellerimle

& İşte bakın ekmek böyle tutulur &

Şu en artist

Ve lokmayı taşıyan parmakların ucunda

Pıt pıt bir damar gibi atan

Yemin ve billah

Sıcak bulgur aşının kalbidir

 

Dedim çünkü kalk

Yoksa sütüm helal olamaz

 

Düşündüm sol kolları kesik insanların

Ne denli mahir olduklarını sağ kollarında

 

Beyaz haberlerim için toplanın kardeşlerim

 

- Adım Mustafa ve Niyazi ve Abdurrahman

Kafkas yaylalarında çadırlarımın

Sürülerimin ocak taşlarımın

İzleri vardır & doğup yürümeye başlayınca

Çıplak basmıştım toprağa &

 

Yine de ana'vazım duymasam hiç uyanmam

Bedenim öylesine yorgun babam öylesine ölü

Ölü gibi kımıldamıyor dedem

Sini belli kendi belli değil

Ne bir hak torunlarında ne yaşayan bir arzusu

 

Ellerim yumruk dizlerimin arasında(tam üç yüz yıl)

Etim etimin sızısını alsın diye

 

Kalk çünkü sabah yıldızı

Bir mızrak boyu yükseldi

+ iri ve zeki

uçları nemli bir göz gibi +

 

IV

 

 

Yedi adam biri bir gün

bir bela gördü

gereğini belledi

Yalvarsa evleri harap kadınlar

ve ağlayan bir kaç çocuk

Kamalar salınsa karnına

ayrılmaz belalı yanından

 

Haberime kulak asmayıp - Duymadık

Demeyesiniz kardeşlerim

 

Ülkem bugün

Yariyle buluşmuş gizlilerde

Tepeden tırnağa yeni yıkanmış

Ve örtüler içinde

Göz kapakları kale kapıları

Gibi örtülü

Yassı gözlü kabarık alınlı

Kalbine ve beline zengin

Düzgün bedenli bol saçlı erkekler gibi

 

Ülkem

Tepeden eteğe yıkanmak için

Aşıdan sonra paklanan

Ovalara yayılmış kadınlar

Evi uçsuz bir yol gibi bekleyen

Yavruya verilecek süt gibi

En sıcak yerinde bekleten.

#CehitZarifoğlu

#Haberb24