Aliyev, Başörtüsü ve İsrail Soykırımının Petrolü
Son günlerde Türkiye medyası, Azerbaycan’daki Aliyev yönetimi tarafından uygulamaya koyulan başörtüsü yasağıyla ilgili tepkilere sahne oluyor. (Aliyev yönetimi diyeceğim çünkü Azerbaycan, Aliyev yönetiminden ibaret değildir.) Ana akımdan sosyal medyaya kadar geniş bir mecrada insanlar, bu üzücü olaya tepki gösteriyor. Türkiyeli Müslümanlar da yıllarca başörtüsü yasaklarından muzdarip oldukları için olaya fazlasıyla duyarlı görünüyor.
Halkımızın duruma tepki vermesi oldukça kıymetlidir. Bu tepkileri destekliyor, büyüyüp gelişmesini ve Aliyev yönetimini kararından geri attıracak bir baskı gücüne erişmesini temenni ediyorum. Ancak öte yandan Ak Parti hükümetinden gelen çelişkili açıklamalar bu tepkilerin Azerbaycan’a yönelik bir baskı unsuru haline gelmesini engelleyecek gibi görünüyor.
Bu yazıda konuyla ilgili başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Azerbaycan’ın işgal rejimi İsrail’e, Gazze’deki soykırım sürecinde sattığı milyonlarca tonluk petrole ve maalesef halkımızın bu duruma dair tepkisizliğine…
Soykırımın Petrolü
Aliyev yönetimiyle İsrail arasındaki ilişkiler zaten malum. Google’a “Azerbaycan/Aliyev-İsrail” yazarsanız istemediğiniz kadar detayla karşılaşırsınız. Bunları sıralayıp yazının hacmini büyütmek istemiyorum.
Bu ilişkinin kritik başlıklarından birini ham petrol ticareti oluşturuyor. Azerbaycan uzun süredir İsrail’e petrol satıyor. Fakat özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden sonra, İsrail’in Gazze başta olmak üzere İran’dan Yemen’e, Lübnan’dan Suriye ve Irak’a yönelik insanlıkdışı saldırıları sürerken bu petrolü satmaya ısrarla devam etmeleri oldukça dikkat çekiyor. Üstelik bu satış, uzun süre gizlenmedi de. Gümrük veri sistemleri ve yetkililerin açıklamaları şeffaf şekilde yayınlanıyordu.
Ancak Türkiye’de ve dünyada “bir avuç vicdanlı insan ve Müslümanın” tepkileri sonrası Aliyev yönetimi bu şeffaflığı bozdu. İsrail’e petrol satılmıyormuş gibi bir algının oluşması için veriler çarpıtıldı. Fakat gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Tüm bağımsız araştırma raporları, Aliyev yönetiminin hileli ve manipülatif yollarla İsrail’e petrol satmaya devam ettiğini defalarca kez kanıtladı.
Aliyev yönetiminin İsrail’e sattığı petrol, 1.071 kilometresi Türkiye üzerinden geçen ve Cumhurbaşkanlığına bağlı Varlık Fonu şirketlerinden biri olan BOTAŞ’a ait BOTAŞ International firması tarafndan işletilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı (BTC) üzerinden gitti. Yani Türkiye de bu petrolün taşınması sürecinde “istese de istemese de” rol oynadı.
Tepkiler üzerine Enerji ve Ticaret bakanlıkları zaman zaman açıklamalar yaptılar. Önce “İsrail’e petrol gitmiyor” denildi. Sonra “Gidiyor ama bu petrolü taşıyan firmalardan rica ettik İsrail’e taşımıyorlar” şeklinde bir açıklama yapıldı. Ancak tek bir gerçek değişmedi: Petrol İsrail’e akmaya devam etti. Gazze’yi yıkmaya, çocukları, kadınları, mücahitleri, çadırları, ağaçları, kuşları, böcekleri, bitkileri katletmeye devam etti. Yüzde 95 petrol ithalatına bağımlı olan İsrail kendisine oluk oluk akan petrolü görünce durmadı; Lübnan’ı, Yemen’i nihayetinde İran’ı Gazzeleştirmeye çalıştı. Tüm bunlar gözümüzün önünde yaşanırken Türkiyeli yetkililerden ikinci bir açıklama gelmedi. İkinci bir engelleme tedbiri alınmadı. Süreç akışına bırakıldı.
Bu petrol sevkiyatıyla ilgili birkaç yazı yazdım. Detaylarına oradan bakabilirsiniz.[1][2][3] Direniş Çadırı ve Özgürlük Nöbeti Platformu tarafından da raporlar yayımlandı. Ancak maalesef ve maalesef ki halkımız konuya karşı “duyarsız” kaldı.
Sadece halkımız değil düşünürlerimiz, hocalarımız, kanaat önderlerimiz, alimlerimiz de petrol konusunda çıt kelam etmediler.
Başörtüsünü Engellemek Günah da Soykırımcıya Petrol Satmak Değil Mi?
Beni üzen ve hatta rahatsız eden şey de tam bu noktada. Kıymetli halkımıza ve düşünürlerimize, Allah aşkına sormak istiyorum: Aliyev yönetiminin soykırımcı İsrail’e petrol satması başörtüsüyle eğitimi yasaklamasından daha mı az günahtı da sustunuz? Din-i mübin-i İslam’ın bekası için daha mı az tehlikeliydi de gözardı ettiniz?
Başörtüsünü emreden İslam, soykırıma petrol taşınmasını da yasaklar. Bu konuda hiçbir fakihin aksi bir fetva vereceğini zannetmiyorum. Peki o halde başörtüsü ve petrol meselesinde neden iki farklı tepkisellik gördük, görüyoruz?
Bunun sosyolojik, psikolojik, pragmatik vb. birçok sebebinden bahsedilebilir. Ancak yazının konusu bu değil. Mesele şu ki burada çelişkili bir tepkisellik bulunuyor. Amacım bu sıkıntıyı oymak, deşmek, kanatmak değil. Derdim; bugün başörtüsüne tepki verilirken Aliyev yönetiminin İsrail’e petrol satmasına da tepki gösterilmesidir. Derdim; en azından Türkiye’nin bu konuda atabileceği adımları atması için halkımız ve düşünürlerimizin ses çıkarmasıdır. Derdim; bu petrol satışını yürüten SOCAR firmasının önüne 5-10 kişi değil binlerce kişiyle gidip dayanmaktır. Derdim; birey, millet ve devlet olarak bu ağır vebalden kurtulmak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır. Derdim; karşılıklı olarak “İki devlet tek millet” sloganlarının atıldığı Türkiye ve Azerbaycan yönetimlerinin-halklarının hak ve adelet üzerinde bu sloganı atmalarını teşvik etmektir. Derdim; Gazze’nin direnişine kaydadeğer bir katkı sunmak ve ahirette onlarla hesaplaşmaktan kurtulmaktır.
Tüm bu sorgulama ve sitemlerin sonuna Gazze’den basına düşen aşağıdaki fotoğrafı bırakıyorum. Eğer bu yangına yol açan uçakların yakıtı Azerbaycan’ın Türkiye üzerinden taşıtarak sattığı petrolse herkesi kendi payına düşen sorgulamayı yapmaya davet ediyorum.

Ozan Soyer
Kaynak; www.islamianaliz.com



